KAVRAMLAR

Görev Zararı Nedir? Görev Zararları Yeniden mi Hortluyor?

Görev zararı, kamu iktisadi teşebbüslerine hükümetçe piyasa şartlarının dışına çıkacak tarzda görev vermeleri nedeniyle oluşan zararlardır. Örneğin, kamu politik amaçlarla A kamu bankasına çiftçilere piyasa faiz oranın 5 puan altında kredi verdirtir. Verilen bu kredi nedeniyle A bankası piyasa kredi faizi ile düşük kredi faizi arasındaki fark kadar karından mahrum kalmaktadır. İşte mahrum kalınan bu fark bu kez Hazinece “görev zararı” adı ile ilgili bankaya ödenecek borç olarak kaydedilir.  Ancak, bütçe disiplini dışına çıkılarak oluşan bu borcun ödenmesi çoğu kez gecikerek ve yeterince gerçekleşmez. Bilançosunda görev zararı nedeniyle oluşan alacaklar alınamadığı için ilgili işletme finansman güçlüğüne girer.

Görev zararları, piyasa şartları dışına çıkması, bütçe disiplininden kaçınılması, yolsuzluğa açık olması, populist amaçlarla ve etkin olmayan alanlarda kullanılması, iktisadi icaplara göre çalışması gerekli kitlerin sermaye yapısını bozması, bir kısmı halka açılmış olan kamu bankaları başta olmak üzere diğer işletmelere ortak olan küçük yatırımcı aleyhine sonuçlar doğurması gibi nedenlerle negatif bir algıya sahiptir.

1990’lı yıllarda yaygın uygulama alanı bulmuş olan görev zararı pratiğinin, son yıllarda tekrar artış eğiliminde olduğu görülmektedir. Aşağıda 2017 ve 2018 yılın ilk üç ayına ilişkin sadece kamu bankalarının görev zararı rakamları, geçmişte önemli sıkıntılara yol açan “görev zararı” gibi kötü politika uygulamalarının tekrar yükselişte olduğunu göstermektedir.

Mali Kurumların Görev Zararları 2017 Yılı (1000 TL)
Mali Kurumlara 3.316.022
Ziraat Bankası’na 2.107.105
Eximbank’a 16.417
Halk Bankası’na 1.098.802
Diğer Mali Kurumlara 93.698

Kaynak: Muhasebat.gov.tr

Mali Kurumların Görev Zararları 2018 Yılı ilk Çeyrek (1000 TL)
Ocak Şubat Mart İlk Üç Ay Toplamı
Mali Kurumlara 310.604 300.764 268.404 879.772
Ziraat Bankası’na 213.314 164.796 155.178 533.288
Eximbank’a 0 31.408 0 31.408
Halk Bankası’na 89.046 96.313 104.655 290.014
Diğer Mali Kurumlara 8.244 8.247 8.571 25.062

Kaynak: Muhasebat.gov.tr

Geçmiş dönemlerde kamu bankalarında uygluanan görev zararının etkileri konusunda hafızamızı tazelemek adına; Fatih ÖZATAY’ın Tarihten Bir Yaprak isimli Dünya Gazetesinin 9 Mayıs 2018 tarihli sayısında yayımlanan yazısından:

“Görev zararı”, kamu bankalarına devlet tarafından verilen ve tarım kesimi ile küçük ve orta boy işletmeleri düşük faizli kredilerle destekleme görevi sonucunda oluşuyordu. Normal koşullarda devlet bütçesinden sağlanması gereken bu destekler, kamu bankaları yoluyla bütçe dışına çıkarılmış oluyor, kamu bankalarında oluşan zararlar nedeniyle bu bankalara karşı doğan Hazine borcu ise zamanında ödenmiyordu. Kamu bankaları, çaresiz, bilançolarının varlık tarafında “görev zararları karşılığı kamudan alacak” gösteriyorlardı. Bu uygulama 1990’ların ilk yıllarında başlamış, 1999 yılının sonuna gelindiğinde ise doruğa ulaşarak bu tür alacakların birikimli değeri milli gelirin yüzde 13’ünü aşmıştı. O sırada kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 54.4 düzeyindeydi. Bu rakam, Hazine’nin kamu bankalarına olan borcunu yansıtmıyordu. Farklı bir ifadeyle, Hazine’nin kamu bankalarına borcunu (piyasadan borçlanarak) ödemesi halinde kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 68’e sıçrayacaktı. Hazine, borcunu piyasadan borçlanarak değil de Merkez Bankası’na para bastırarak ödeyecek olursa (o kadar yüklü miktarda para bastırma hakkı yoktu; olduğunu varsayalım) bu sefer de zaten yüzde 65 düzeyinde olan enflasyon üç haneye doğru yönlenecekti.

Türkiye, 2001 krizinden sonra önce bankacılık sektöründeki yangını söndürmekle uğraştı, sonra sektörü ayağa kaldırdı. Bu operasyonun yükünün önemli bir kısmını kamu kesimi üstlendi. Görev zararları Hazine’ce kapatılarak, kamu bankalarının sermayeleri güçlendirildi. Şube ve personel sayıları azaltıldı. Özel bankaların bir kısmı kapatıldı. Kalanların sermayelerinin güçlendirilmesi istendi. Bazı bankalar birleştirildi. Tahsil edilemeyen krediler için çözümler üretildi. Bankacılık sektörünün bir daha kriz öncesindeki duruma düşmemesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu bir dizi düzenlemeyi yürürlüğe soktu. O sayededir ki bankaların bilançoları giderek düzeldi, kırılganlıkları en aza indi ve bankacılık sektörü tekrar verimli alanlara kredi açabilir hale geldi. Kısacası, bankalar asli işlevlerine geri döndüler. 2001 krizinden sonra, 2006 ortalarına kadar enflasyon ile faizin hızla düşmesinde ve Türkiye ekonomisinin yüksek bir büyüme oranı yakalamasında kriz sonrasında bankacılık sektöründe yapılanlar da önemli bir rol oynadılar.

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s