Kategori: YARGI KARARLARI

Yargıtay: Tüzel Kişilere Yapılacak Tebligat Usulü

Tüzel kişiler namına kendilerine tebligat yapılabilecek salahiyetli mümessiller mutad iş saatlerinde işyerlerinde bulundukları ve o sırada evrakı bizzat alacak durumda oldukları takdirde memur ve müstahdemlere tebligat yapılamayacağı; memur veya müstahdemlere tebligat yapılabilecek hallerde de, önce kendisine tebligat yapılacak şahsın, şirketin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle muhatap hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen veya evrak müdürü gibi esasen bu işlerle tavzif edilmiş bir kimse olması gerektiği, bu kişilerin de bulunmaması halinde bu hususların tebliğ evrakına yazılması suretiyle tebligatın o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılabileceği hk.

DANIŞTAY KARARI: OTEL ÇALIŞANLARINA ÜCRETSİZ KONAKLAMA HİZMETİNİN VERGİSEL BOYUTU HK.

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait otel işletmesinde yapılan yoklama sonucu otel personeline konaklama hizmeti verildiği halde karşılığında herhangi bir belge düzenlemediğinin tespiti üzerine bu konaklamaya ilişkin hizmetin sunulduğu Ocak ila Mayıs 2007 dönemi matrahının 3065 sayılı Kanun’un 5’inci ve 27’inci maddeleri gereği resen takdiri için konunun takdir komisyonuna sevk edildiği ve takdir komisyonunca sözü edilen dönemler için belirlenen matrah farkları dikkate alınarak yeniden düzenlenen beyan tablosu uyarınca yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

NEDENİ AÇIKÇA ORTAYA KONULMADAN VERGİ MATRAHININ RE’SEN TAKDİRİ YOLUNA GİDİLEMEYECEĞİ

213 sayılı Kanun’un 30. maddesine göre, öncelikle defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların incelenmesi, bu kayıt ve vesikalarda vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitini engelleyen noksanlık, usulsüzlük ve karışıklıklar bulunuyorsa bunların açıkça ortaya konulması gerektiği, sebebi açıkça ortaya konulmadan vergi matrahının re’sen takdiri yoluna gidilemeyeceği, hakkında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunan (KU)’dan alınan faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanıp dayanmadığı hususu değerlendirilerek, buna göre re’sen tarh nedeninin var olup olmadığının ortaya konulması gerektiği hk.

Danıştay Kararı: Vergi Tekniği Raporunun Dava Aşamasında Mükellefe Tebliği ve Silahların Eşitliği İlkesi

Vergi Mahkemesi kararıyla; ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak; vergi tekniği raporunun dava açıldıktan sonra müstakil olarak tebliğ edilmesinin davacıya tam ve eksiksiz bir şekilde savunma hakkı tanındığını göstermeyeceği, tarhiyata karşı dava açma yolunu kullanmak yerine tercihen uzlaşma hakkını kullanıp kullanmama noktasında yeterli ve gerekli imkan ve zamanın davacının elinden alındığı, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 18.06.2014 gün ve E. 2014/300, K. 2014/562 sayılı kararının da bu yönde olduğu

YARGITAY KARARI: VERGİ KAÇAKÇILIK SUÇUNA İLİŞKİN SAHTE FATURA ASILLARI VEYA ONAYLI ÖRNEKLERİ DOSYADA YER ALMALIDIR.

Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, suça konu fatura asılları ya da onaylı örneklerinden kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulması ve incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

MÜKELLEF ADINA DÜZENLENMİŞ VERGİ TEKNİĞİ RAPORUNUN İHBARNAMEYE EKLENMEMESİ ESASA ETKİLİ ŞEKİL HATASIDIR.

İncelenen dosyada, davacıya anılan vergi tekniği raporuna atıfla düzenlenen vergi inceleme raporlarının tebliğ edildiği, ancak tarh nedenini, matrahın bulunuş yöntemini ve tarhiyatın dayanağına ilişkin bilgi ve belgelerin gösterildiği davacı hakkında düzenlenmiş vergi tekniği raporunun tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.

FATURALARIN MÜŞTERİLERE VERİLEN ASILLARI İLE İŞLETMEDE KALAN ÖRNEKLERİNİN FARKLI MİKTAR VE TUTARLARDA DÜZENLENMESİ

Emtia alışlarının belgesiz yapılmasından dolayı, yasaya aykırı bu eylemin emtia dengesiyle ortaya çıkmasını önlemek amacıyla teslim edilen emtia için düzenlenen faturaların müşterilere verilen asılları ile işletmede kalan örneklerinin farklı miktar ve tutarlarda düzenlediğinin saptanmasının, vergi kaybına VUK’un 359. maddesinin (a/1 ve (a/2) işaretli bentlerinde yazılı eylemlerle yol açıldığının kabulünü gerektirdiği hk.

Mükellefin Alışlarının Bir Kısmının veya Tamamının Sahte Olmasından Hareketle Satışlarının Sahte Olduğu Sonucuna Ulaşılamaz.

Bir mükellefin alışlarının bir kısmının veya tamamının sahte olmasından hareketle satışlarınında sahte olduğu sonucuna ulaşılmak suretiyle yapılacak yorumun, ticari yaşamın gerçekleriyle örtüşmediği gibi iyi niyetli mükellefleri de zor durumda bırakacağı; bir mükellefin vergi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmeyerek yasal olmayan fiillerden doğan mali sonuçlardan iyi niyetli ve olayla irtibatlı olup olmadığı somut olarak ortaya konulmadan bir başka mükellefi sorumlu tutmanın hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmayacağı; düzenlenen faturaların sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunun açık ve somut şekilde ortaya konulması gerektiği hk.

Sahte Belge Kullanma Durumunda Özel Usulsüzlük Cezası Uygulaması Hk. Danıştay Kararı

Özel usulsüzlük cezası kesilmesine ilişkin koşullan düzenleyen yasa hükmünde belirtilen unsurlar bir arada gerçekleşmediğinden, davanın kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının reddinde de hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle kararın, özel usulsüzlük cezası ve vergi ziyaı cezasına ilişkin hüküm fıkralarının bozulmasına karar vermiştir.