VERGİ USUL

MATRAH/VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANMANIN DEFTER VE BELGE İBRAZ YÜKÜMLÜLÜĞÜNE ETKİSİ

 Dr. Hasan AYKIN

PDF Formatı

I- GİRİŞ

03.08.2016 tarih 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun mükellefler açısından çok önemli düzenlemeler içermekte, kaçırılmaması gereken büyük fırsatlar sunmaktadır. Bunlar;  borçların yeniden yapılandırılması, stok, kasa, ortaklardan alacak ve borç kayıtlarının düzeltilmesi, varlık barışı yoluyla yurtdışındaki varlıkların milli ekonomiye kazandırılması, mevcut vergi ihtilaflarının mükellefle nizasız bir şekilde ortadan kaldırılması ve matrah/vergi artırımı yoluyla vergi incelemesinden bağışık tutulma konularına ilişkindir.

Bu çalışmada, matrah/vergi artımı yapmak suretiyle vergi incelemesinden kurtulma imkânından yararlanmanın, defter ve belge ibraz yükümlülüğünü ne şekilde etkileyeceği konusu inceleme konusu yapılmaktadır.

II- MATRAH/VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANMANIN SAĞLADIĞI İMKANLAR

6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesi uyarınca mükelleflerin 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yılları gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını ve aynı yıllara ilişkin muhtasar beyanname ile beyan ettikleri gelir ve kurumlar vergisi stopajları ile beyan ettikleri katma değer vergisini kanunda belirtilen oranlarda ve şartlarda Kanunun yayımını izleyen ikinci ayın sonuna kadar artırmaları durumunda, kendileri hakkında artırımda bulunulan yıllar için yıllık gelir ve kurumlar vergisi ile gelir ve kurumlar vergisi stopajları ve katma değer vergisi için vergi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak bu vergi türleri için daha sonra başka bir tarhiyat yapılmayacaktır.

Matrah/vergi artırımı yapılması durumunda, artırım yapılan dönem ve vergi türleri itibariyle vergi incelemesi yapılamamasına ilişkin düzenleme yeni değildir. 2003 yılında yürürlüğe giren 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu[1] ve 2011 yılında yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunda[2] da benzer düzenlemelere yer verilmiştir.

Tablo 1: Gelir ve Kurumlar Vergisi İçin Matrah Artırım Oranları ve Asgari Matrah Artırım Tutarları

Yıllar Matrah Artırım Oranı ASGARİ MATRAH ARTIRIM TUTARLARI
 

Kurumlar Vergisi Mükellefleri

Gelir Vergisi Mükellefleri*
Bilanço Usulüne Tabi Olanlar/Serbest Meslek Erbabı İşletme Hesabı Usulüne Tabi Olanlar
2011 %35 28.000 14.000 9.500
2012 %30 29.650 14.820 9.890
2013 %25 31.490 15.740 10.490
2014 %20 33.470 16.740 11.160
2015 %15 37.940 18.970 12.650
  • Geliri, sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançtan oluşan mükellefler için vergilendirmeye esas alınacak asgari matrah, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş tutarların ilgili yıllar itibarıyla 1/10’undan, geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşanlar için 1/5’inden, geliri bunlar dışında kalan diğer gelir vergisi mükellefleri için ise işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş tutardan az olamaz.

Kanunun 5 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre, gelir ve kurumlar vergisi için yapılan artırılmış matrahlar %20 oranında vergilendirilecek ve artırımlı matrahlar üzerinden ayrıca herhangi bir vergi alınmayacaktır. Ancak, beyannamesini yasal süresi içinde veren ve ödemelerini zamanında gerçekleştirilen mükelleflerin, artırımda bulunmak istedikleri yıla ait yıllık beyannamelerini kanuni sürelerinde vermiş olmaları ve bu vergi türlerinden tahakkuk eden vergilerini süresinde ödemiş olmaları şartıyla; artırılan matrahları üzerinden %15 oranında vergilendirilmeleri öngörülmüştür.

Tablo 2: Gelir (stopaj) veya Kurumlar (stopaj) Vergisi ve Katma Değer Vergisi İçin Artırım Oranları

YILLAR ARTIRIM ORANLARI
Gelir ve Kuramlar Stopaj Vergisi İçin Katma Değer Vergisi İçin
2011 %6 %3,5
2012 %5 %3
2013 %4 %2,5
2014 %3 %2
2015 %2 %1,5

 

Yukarıda özetle sunulan matrah/vergi artırımına ilişkin Kanunun 5 inci maddesinde çok ayrıntılı düzenleme söz konusudur. İdarenin de konuya ilişkin detaylı ve örnekli genel tebliğ çıkarması da beklenmektedir. Burada konunun defter ve belge ibrazı yönüne vurgu yapılacağı için daha fazla ayrıntıya girilmemiştir.

Yukarıda özetle yer verilen matrah/vergi artırımı uygulamasından yararlanan mükellefler açısından sağlanan imkân, artırım yapılan vergi türleri ve dönemleri itibariyle vergi incelemesi veya herhangi bir şekilde tarhiyata muhatap olunmamasıdır. Mükellefler belli bir miktar vergi ödemek suretiyle, vergi inceleme riskine karşı bir tür sigorta yapmaktadırlar. Dolayısıyla matrah/vergi artırımı bir tür vergi risk yönetim (tax risk management) aracı niteliği kazanmaktadır.

Peki, matrah/vergi artırımı yoluyla vergi incelemesinden bağışık hale gelme durumu mükelleflerin defter ve belge muhafaza ve ibraz yükümlülüğünü nasıl etkileyecektir? Aşağıdaki bölümde bu konuya cevap aranacaktır.

III- MATRAH/VERGİ ARTIRIMINDAN YARARLANMAMIN DEFTER VE BELGE İBRAZ YÜKÜMLÜLÜĞÜNE ETKİSİ

A- GENEL OLARAK DEFTER VE BELGE İBRAZ YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE MÜEYYİDESİ

Beyan sisteminin cari olduğu vergilemede, beyanın doğruluğunun tespiti açısından defter ve belge düzeni hayati öneme sahiptir. Çünkü beyan sistemi yazılı belge esası üzerine inşa edilir[3]. Mükelleflerin vergi ile ilgili muamelelerinin, servet ve hesap durumları ile faaliyet ve hesap neticelerinin sağlıklı bir şekilde tespiti, denetlenmesi ve incelenmesi düzgün belge ve kayıt düzeni ile mümkündür[4]. Bu nedenle Vergi Usul Kanununda (VUK) defter ve belgeler, bunların kayıt nizamı ile muhafaza ve ibrazı konuları ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş, düzenlemelere aykırılıklar için durumun niteliğine göre, usulsüzlük cezası, vergi ziyası cezasının artırımlı uygulanması ve hürriyeti tahdit edici cezalar öngörülmüştür.

VUK’un 253 üncü maddesi uyarınca mükelleflerin defter ve belgelerini, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl süre ile muhafaza etme yükümlülükleri bulunmaktadır. VUK’un 256 ncı maddesine göre ise mükellefler, muhafaza yükümlüğü altında olan defter ve belgeleri yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar.

Bu zorunluluğa uyulmamasının, esas olarak, iki farklı müeyyidesi söz konusudur.[5] Birincisi VUK’un Mükerrer 355 inci maddesinde düzenlenen özel usulsüzlük cezasıdır. Vergi Usul Kanunun defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyetini düzenleyen 256 ıncı maddesi aykırı hareket eden mükelleflere VUK’un Mükerrer 355 inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

İkinci müeyyide, VUK’un 359 uncu maddesinde yer alan ve hapis cezası gerektiren müeyyidedir. VUK 359/a-2 inci maddesine göre varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, anılan madde hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilmektedir. Gizleme fiilini işleyenler hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunması söz konusudur.

B- MATRAH/VERGİ ARTIRIMINDA BULUNANLAR AÇISINDAN DEFTER VE BELGE İBRAZ YÜKÜMLÜLÜĞÜ

6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (ç) bendinde; “Matrah veya vergi artırımında bulunulması, 213 sayılı Kanunun defter ve belgelerin muhafaza ve ibrazına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan maddenin (6) numaralı fıkrası uyarınca artırımda bulunulmayan yıllar veya dönemler için idarenin vergi inceleme yapma hakkı saklı tutulmuştur.

Mezkur maddenin (9) numaralı fıkrası uyarınca da 213 sayılı Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasındaki “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri ile sağlanan vergi incelemesine veya herhangi bir tarhiyata muhatap olmama şeklindeki haktan yararlanamayacaktır.

Yukarıdaki mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde defter ve belge ibraz yükümlülüğüne ilişkin aşağıdaki tespitlerde bulunmak mümkündür:

1- Matrah/vergi artırımında bulunulması, mükellefleri artırımda bulundukları vergi türleri ve dönemler itibariyle vergi incelemesinden kurtarmakta; ancak defter ve belge muhafaza ve ibraz yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Mükelleflerin VUK 253 ve 254 üncü maddelerinde düzenlenen muhafaza ve 256 ncı maddesinde düzenlenen ibraz yükümlülükleri aynen devam etmektedir.

2- Mükellefin defter ve belge ibraz yükümlülüğünün devam etmesine karşın, matrah/vergi artırımı yapılan bir döneme ilişkin olarak defter ve belge ibraz edilmesinin istenmesi ve mükellefin buna riayet etmemesi durumunda uygulanacak müeyyide aşağıdaki farklı durumlara göre değişmektedir:

Durum 1- Defter ve belge ibrazı herhangi bir durumun teyidi veya idari soruşturma veya kovuşturmalara bağlı olarak istenmiş ise bu talebe uyulmaması durumunda sadece özel usulsüzlük cezası kesilecek, “vergi incelemesi sırasında” bir defter ve belge ibraz talebi söz konusu olmadığı için VUK’un 359 uncu maddesinin (a) fıkrasında düzenlenen defter ve belge ibraz etmemekten kaynaklı “gizleme” suçu oluşmayacaktır. Mükellef hakkında kaçakçılık suçu raporu düzenlenmesi yoluna gidilemeyecektir.

Durum 2- Defter ve belge ibrazı sınırlı bir inceleme nedeniyle ve artırım yapılan vergi türü ve dönemine ilişkin ise, ilgili dönemlere ilişkin idarenin “inceleme yetkisi” kalmadığı için ibraz yükümlülüğü yerine getirilmediği gerekçesi ile VUK’un mükerrer 355 inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilebilecek, ancak defter ve belge gizleme suçu oluşmayacaktır.  Çünkü bu suçun oluşumu için defter ve belgenin inceleme sırasında talep edilmesi gerekir. Oysa matrah/vergi artırımı karşılığında idarenin bu yetkisi kaldırılmıştır. Ancak bu noktada, 6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde matrah/vergi artırımına rağmen inceleme yetkisinin devamının kabul edildiği ve aşağıda Durum 5 ve Durum 6 olarak yer verilen özel hallerin göz önünde bulundurulması gerekir.

Durum 3- Artırım yapılmayan dönem ve vergi türleri ile Kanunda artırım yapılması öngörülmemiş olan vergi türlerine (örneğin özel tüketim vergisi gibi) ilişkin bir vergi incelemesi nedeniyle defter ve belge ibrazının talep edilmesi durumunda mükellefin bu talebi zamanında ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi icap eder. Aksi durumda hem özel usulsüzlük cezası hem de VUK 359/a kapsamında defter ve belgeleri gizleme suçunun müeyyidesi söz konusu olacaktır.

Durum 4- İdare karşıt inceleme amacıyla her durumda mükellefin defter ve belgesini ibraz etmesini isteyebilecektir. Artırım yapılmış olması idarenin bu yetkisini engellememektedir. 6736 sayılı Kanunda matrah/vergi artırımı nedeniyle vergi incelemesinden bağışıklık “mükelleflerin kendileri nezdindeki” incelemelere münhasırdır.[6] Matrah/vergi artırımında bulunulmuş olması, başka bir mükellefle ilgili yapılan inceleme nedeniyle mükellefin defter ve belgeleri üzerinde yapılması gerekli karşıt incelemelere engel teşkil etmemektedir. Karşıt inceleme için defter ve belge ibraz edilmesi talebine uyulmaması durumunda, sadece özel usulsüzlük cezası kesilebilecektir. Mükellef nezdinde bir vergi incelemesi sırasında bir ibraz talebi vaki olmadığından VUK’un 359/a maddesi uyarınca “gizleme” suçu oluşmayacağı değerlendirilmektedir. Karşıt incelemenin, bir vergi inceleme türü değil, yürütülmekte olan vergi incelemesi için başka mükellefler nezdinde yürütülen bir tür teyit işlemi olması bizi bu sonuca götürmektedir.

Durum 5- Vergi incelemesinin konusunun defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme fiillerine ilişkin olması durumunda idarenin mükellefler hakkında vergi incelemesi yürütme ve tarhiyat yapma yetkisi devam etmektedir. 6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (9) numaralı fıkrası bu hususu açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla, defter, kayıt ve belgeleri yok etme veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyma veya hiç yaprak koymama, sahte belge kullanma veya düzenleme fiillerinin söz konusu olduğu durumlarda vergi inceleme bağışıklığı söz konusu olmayacaktır. Buna karşılık, VUK’un 359/a maddesinde düzenlenen, hesap ve muhasebe hilesi, defter ve belgelerin tahrif edilmesi, gizlenmesi, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılması veya düzenlenmesi fiillerinin bulunduğu durumlar vergi incelemesinden bağışık tutulmaya engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla incelemenin konusunun VUK 359/b kapsamında bir konuya ilişkin olması durumunda defter ve belge ibraz yükümlülüğüne uyulmaması nedeniyle hem özel usulsüzlük cezası hem de hürriyeti tahdit edici cezaya ilişkin işlem tesisi gerekecektir.

Durum 6- 6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (3) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca, artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki döneme devreden katma değer vergisi yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili olarak idarenin inceleme ve tarhiyat hakkı saklı tutulmuştur. Dolayısıyla, yukarıda sayılan durumlara ilişkin bir inceleme söz konusu olduğunda, defter ve belge ibraz taleplerinin karşılanmaması durumunda hem özel usulsüzlük cezasının kesilmesi, hem de VUK 359/a kapsamında gizleme suçuna yönelik vergi suçu raporu tanzimi söz konusu olabilecektir.

Mükellefin defter ve belge muhafaza ve ibraz yükümlülüğü önemli bir yükümlülüktür. Doğru bir vergi incelemesi ve gerçek durumun delillendirilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Ancak uygulamada, mükelleflerin kendilerinin veya bazen de çalışanlarının defter ve belgelerini muhafaza konusunda yeterli özeni göstermedikleri durumlar söz konusu olmaktadır. Arşiv temizliğinde veya dikkatsizlik sonucu defter ve belgeler kaybolabilmekte veya imha edilebilmektedir. Yargı ancak VUK’un 13 üncü maddesinde sayılan türden mücbir sebeplerin varlığı halinde defter belgelerin ibraz edilmemesini mücbir sebep hali olarak kabul etmektedir.[7] VUK’un 13 üncü maddesine uygun bir mücbir sebep halinin bulunmaması durumunda defter ve belgelerin inceleme sırasında incelemeye yetkililere ibraz edilmemesi VUK 359/a maddesi uyarınca “gizleme” suretiyle kaçakçılık suçunun konusunu teşkil etmektedir. Gerek Danıştay, gerekse Yargıtay bu yönde hüküm tesis etmektedir. Bu nedenle, matrah/vergi artırımı imkânı, herhangi bir sebeple kayıp veya imha edilmiş defter ve belgeler nedeniyle VUK 359/a hükmü kapsamında “gizleme” suretiyle vergi kaçakçılığına sebebiyet verme durumunu telafi etme açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır. Mükelleflerin, matrah/vergi artırımı düzenlemesinden yararlanma kararlarında bu hususu da göz önünde bulundurmalarında fayda vardır.

IV- SONUÇ

6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanunun mükellefe sağladığı pek çok önemli fırsatlardan birisi de matrah/vergi artırımı yapmak suretiyle vergi incelemesinden kurtulmaktır. Bu çalışmada, vergi incelemesinden bağışık hale gelmenin defter ve belge ibraz yükümlülüğü üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda, matrah/vergi artırımının mükelleflerin defter ve belge muhafaza ve ibraz yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, ancak bazı durumlar için VUK’un 359 uncu maddesinin (a) fıkrasında düzenlenen “gizleme” suçunun oluşumunu engellediği sonucuna ulaşılmıştır. Böyle bir sonuca ilişkin alternatif durumlar III. Bölümde ayrıntılı olarak sunulmuştur.

 

SONNOTLAR:

[1] 25.02.2003 tarih ve 4811 sayılı Kanun, 27.02.2003 tarih ve 25033 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[2] 13.02.2011 tarih ve 6811 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, 25.02.2011 tarih ve 27857 sayılı (mükerrer) Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[3] Özgür Biyan, “Türk Vergi Hukukunda Belge Düzeni ve İspat: Eleştiriler ve Öneriler”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 12, Özel Sayı, 2010, ss. 27-55, (Basım yalı 2012), s. 27.

[4] Adil Nas, “Türk Vergi Hukukunda Vergi İncelemesi”, A.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 61, Sayı4, 2012, ss.1307-1336, s. 1316.

[5] İki müeyyide dışında, defter ve belge ibraz edilmemesi nedeniyle VUK 359 uncu madde hükmünün uygulanması nedeniyle vergi ziyaı cezasının üç kat olarak uygulanması (VUK, md 344/2) ve Katma Değer Vergisi Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca, KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için deftere kayıt şartının defter ibraz edilmemesi nedeniyle gerçekleşmemesinden hareketle indirim KDV tutarlarının reddi gibi mali nitelikte ağır yan etkiler de söz konusu olabilmektedir. Çalışmanın kapsamı açısından ortaya çıkabilecek bu tür yan etkilere ayrıca temas edilmemiştir.

[6] Bu husus 6736 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkrasında “Kendileri nezdinde” ifadesine ayrı ayrı yer vermek suretiyle vurgulanmıştır.

[7] Bakınız;

-Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 27.04.2010 tarihli ve E. 2007/7847, K. 2010/4817 sayılı Kararı;

-Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 15.03.2012 tarihli ve E. 2012/612, K. 2012/3585 sayılı Kararı.

  • Danıştay 9. Dairenin 21.10.2010 tarih ve E:2010/4378, K:2010/5231 sayılı Kararı.

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s