UYGULAMA

Vergilendirilmiş Her Kazanç Kutsal mıdır ya da Suç Gelirleri Vergilenir mi?

GİRİŞ

 “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır.” mottosu, vatandaşları vergi vermeye özendirmek amacıyla vergi dairelerinin dış cephe duvarlarına kazınmış bir cümledir. Kimin sözüdür, ilk kim söyledi bilinmez. Ama bu cümle bende hep soru işareti uyandırmıştır. Sahi, bir kazanç vergilenince kutsallık kazanır mı?

Tefecilik, uyuşturucu ticareti, akaryakıt kaçakçılığı, sigara kaçakçılığı, komisyon karşılığı naylon fatura ticareti, şike yapmak için alınan paralar ve benzerleri sonucu elde edilen kazançlar vergilendirilmekle arınır, kutsal hale mi gelir? Vergi, suç gelirlerini yıkayan, aklayan, hatta aklamakla da kalmayan kutsayan sihirli bir araç mıdır? Sanırım sizin zihninizde de soru işaretleri oluşmaya başladı.

Ya da soruya başka bir boyutu ile soralım, konusu suç teşkil eden bu tür faaliyetler gerçekte verginin konusuna girer mi?

VERGİ USUL KANUNU 9 UNCU MADDE NE DİYOR?

Böyle bir sorunun akla gelmesine yol açan düzenleme Vergi Usul Kanunun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü. Söz konusu fıkra aynen şöyle: “Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz.”

Söz konusu fıkra hükmü nasıl anlaşılmalı? Örneğin izinsiz kenevir yetiştiren kişinin elde ettiği ürünü satması nedeniyle zirai kazanç, bunu alıp uyuşturucuya dönüştürüp satanlar ticari kazanç elde ettiği için verilendirilecek midir? Benzer şekilde, tefecilik faaliyeti Türk Ceza Kanuna göre (md 241) iki yıldan beş yıla kadar  hapis cezası gerektiren bir suçtur. Elde edilen gelir de suç geliridir. Peki, tefecilikle uğraşan birini vergilemek mümkün mü? Yukarıdaki VUK madde 9/2 hükmü, gelir unsurlarından biri kapsamına girmesi şartı ile her türlü kazanç vergilenir şeklinde mi anlaşılmalı?

KRİTİK NOKTA: KANUNLA YASAKLANMA-KANUNLA SUÇ SAYILMA

Bu soruların cevaplanmasında kritik nokta şu: vergi doğuran olay,  kanunla yasaklanmış ancak karşılığında hapis cezası öngörülmemiş bir faaliyete mi dayanıyor; yoksa, ceza kanunları uyarınca suç kabul edilen bir fiile ilişkin mi?

Gelirin yedi unsurundan birine giren bir faaliyet, suç teşkil etmemek şartı ile, kanunla yasaklanmış olsa bile vergilendirilecektir.  Ruhsat ve izne bağlı olarak yürütülmesi gereken faaliyetlerin, bu ruhsat ve izinler alınmadan yapılması kanunlarla yasaklanmıştır. Örneğin 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’na göre belli mesleklerin icrası için işyeri sahibinin veya yanında çalışan bir kişinin o meslekle ilgili ustalık belgesi sahibi olması gerekmektedir. Ustalık belgesinin bulunmaması durumunda söz konusu mesleğin (kasaplık, berberlik vs.)  icrası yasaklanmış, yasağa aykırı davranışlar için idari yaptırımlar öngörülmüştür. Bu tür durumlarda, mesleğin icra ediliş şeklinin kanunla yasaklanmış olması, yasağa rağmen kazanç getirici faaliyette bulunanların vergilendirilmesine engel değildir. Vergi Usul Kanunu’nun 9. maddesi bu tür durumlardaki boşluğu dolduran bir düzenlemedir. Yoksa, konusu suç teşkil eden faaliyetlerin vergilendirilmesi gerektiğini düzenlemez.

SUÇTAN ELDE EDİLEN GELİRLER VEYA UNSURLAR VERGİLENMEZ, MÜSADERE EDİLİR.

VUK md 9/2’de yer  alan düzenleme, konusu suç teşkil eden fiil ve faaliyetlerden elde edilen kazançların vergilendirileceği şeklinde yorumlanamaz.

Türk ceza sisteminde her türlü suçtan elde edilen kazançların müsadere edileceği düzenlemesi yer almaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 55 inci maddesine göre, kazanç müsaderesi; suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların mülkiyetinin devlete geçmesini öngören bir yaptırımdır. Müsadere mahkeme kararı ile mümkün olmaktadır. TCK’nın 55. maddesi uyarınca müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekmektedir. Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere el konulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilecektir.

TCK’nın 55. maddesinin gerekçesinde, bu düzenleme ile güdülen temel amacın, suç işlemek yoluyla kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesi olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle Ceza Kanunu’nda kazanç müsaderesi kapsamlı bir biçimde düzenlenmiş ve suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilen ekonomik kazançların müsaderesi mümkün hâle getirilmiştir.

Madde gerekçesinde düzenleme ile kazanç müsaderesinin, kara para aklama, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti, dolandırıcılık, kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırma gibi ekonomik çıkar elde etme amacıyla işlenen suçlara karşı etkin biçimde caydırıcılık özelliği olan bir yaptırım niteliğine kavuştu­rulduğuna vurgu yapılmıştır. Düzenleme ile getirilen diğer bir yenilik, kaim değerin müsaderesidir. Buna göre, müsadere konusu ekonomik değerin harcama, imha, tüketme gibi hareketlerle müsaderesinin imkansız kılınması hâlinde, karşılığı para tutarı­nın müsaderesine karar verilecektir.

Bir şeyin mülkiyetinin devlete geçmesi sonucunu doğuran bir yaptırım olan müsadere nedeniyle suç gelirinin tamamı devlete geçmektedir. Bu durumda her türlü suçtan kaynaklanan menfaat ve bu menfaatin değerlendirilmesi nedeniyle elde edilen diğer tüm unsurlar müsadere edilmekte ve sahibi devlet olmaktadır.

Dolayısıyla yargılama sonunda bir suç nedeniyle elde edilen menfaatler müsadere edilecek ve suç işleyenlerin elinde vergilendirilebilir herhangi bir unsur kalmayacaktır. Bunun içindir ki, suçtan elde edilen kazanç veya sair menfaatlerin vergilendirilmesi değil; tümünün müsadere edilmesi söz konusudur.

Teorik olarak da devletlerin konusu suç teşkil eden yasadışı faaliyetlerden vergi elde etmek gibi bir yaklaşımı ve amacı olacağı düşünülemeyeceğinden, bu sektörü kayıt altına alarak vergilemesinden de söz edilemez. Bu tür yasadışı faaliyetlerin gelirleri ile birlikte ortadan kaldırılması amaçtır.

Suç gelirinin Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan yedi gelir unsurundan biri kapsamına girmesi durumu da bunu değiştirmeyecektir. Örneğin, uyuşturucu ticaretinin ticari kazanç, yasadışı kenevir üretiminin zirai kazanç olarak değerlendirilerek vergilendirilmesi teknik olarak mümkün olsa dahi, suçtan elde edilen kazancın sadece vergisinin alınması değil, tümünün müsaderesi gerektiğinden vergilendirme söz konusu olmayacaktır.

Bu kapsamda, tefecilere yönelik vergi incelemelerinin yapılabilirliği ve geçerliliği konusu tartışmalıdır. Vergi inceleme elemanı bir bilirkişi gibi, tefecilik faaliyeti sonucu elde edilen suç gelirlerinin tespitinde Savcıya yardımcı olabilir. Ancak, düzenlenecek raporun vergi inceleme raporu olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bir tür görüş öneri raporu tanzim edilebilir.  Kazanç müsaderesi hükümlerinin bulunmadığı 2005 yılından önceki dönemde, bazı suçtan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi yoluna gidilmesi mazur görülebilir olsa da, 2005 yılından sonra bu tür gelirlerin tamamının müsaderesi söz konusu olduğundan vergilendirilmesinin mümkün olmadığını değerlendiriyoruz.

02.03.2017

Dr. Hasan AYKIN

Not: Bu yazının tüm hakları yazarına aittir. Yazar ve vergidosyasi.com adresindeki aktif linki belirtilerek alıntı yapılabilir. Aynen yayımlanamaz.

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s