AKLAMA VE TERÖRÜN FİNANSMANI

AKLAMA SUÇU ÖNCÜL SUÇ İLİŞKİSİ

 

Dr. Hasan AYKIN

PDF Formatı

I- GİRİŞ

Karapara (1) aklama kavramı literatüre 20. yüzyılda girmişse de benzeri faaliyetlerin milattan önce 4000 yıla kadar uzandığı iddia edilmektedir (2). Aklama teriminin yazılı basında ilk kez Watergate skandalını bildiren gazetelerde 1973 yılında yer aldığı belirtilmektedir (3).

Ekonomik nitelikli suç olan aklama faaliyetlerinin yaygınlığı, diğer etkilerinin yanında, rekabetçi bir ekonomi kurmayı engellemekte, mali sisteme önemli zararlar vermekte, ülke güvenliğini zaafa uğratmakta, iş ahlakı ve genel ahlakı bozmaktadır (4). Aynı zamanda suç örgütlerinin büyüyerek gelişmesine zemin oluşturmaktadır.

Karapara aklama faaliyeti, özellikle gelir getirici yasadışı faaliyetlerde bulunanların veya bunlarla ilişki içinde olanların yaşam kaynağıdır. Aslında gerçek büyüklüğünü bilmenin imkansız olduğu aklamaya konu gelirler konusunda yapılan tahminler aklama faaliyetinin ulaştığı boyut konusunda fikir verme konusunda yardımcı olabilir. Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir tahmine göre bir yılda aklanan karapara miktarı 1,5 trilyon dolar civarındadır. IMF bu rakamı son yıllar için 2 trilyon dolar olarak tahmin etmiştir (5).

Karapara aklanarak, yasal, meşru yoldan elde edilmiş gelir görüntüsü kazanır. Böylece hemen hemen tüm hukuk sistemlerinde bir taraftan öncül suçtan uzaklaşılırken diğer yandan müsadereye tabi olan suç gelirlerinin müsaderesinin önüne geçilir.

Aklama ile mücadelenin ortaya çıkması ve aklamanın cezalandırılması, özellikle yasadışı uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı, insan ticareti ile zenginleşen suç örgütleri ile mücadelenin etkin hale getirilmesi amacına yöneliktir. Uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı, insan ticareti gibi pek çok yasadışı faaliyette bulunanlar arasında en çok tercih edilen değişim aracı nakit para olmaktadır. Suçlular için büyük miktardaki nakip para ve bunların gizlenmesi önemli bir sorundur. Suçlular için bu paranın kökeninin gizlenmesi suretiyle bir taraftan suçtan uzaklaşılması, diğer taraftan yasal bir görüntü altında kolay bir şekilde kullanılabilir olması zorunlu bir ihtiyaçtır. Bu noktada aklama ile mücadele önem kazanmaktadır. Aklama ile güdülen nihai amaç, gelir getiren pek çok suçla, bu suçlardan elde edilen gelirlerin yasal görüntü kazanmasının önüne geçmek suretiyle suçlular veya bunlarla birlikte hareket edenler için suçtan elde edilen geliri kullanılmaz kılmak, dolayısıyla öncül suçların cazibesini azaltmaktır. Çaldığı malların hiç alıcısı olmayan bir hırsızın bu malı çalmaya devam etmesi anlamsızlaşır. Benzer şekilde uyuşturucu veya silah kaçakçılığından elde ettiği parayı kullanamayan bir suçlu için kaçakçılığa devam etmesi beklenemez.

Dolayısıyla aklama ile mücadele aslında suç gelirine kaynaklık eden suçların (öncül suç) önlenmesine yönelik olarak ortaya çıkmıştır. Bu açıdan niteliği itibariyle oldukça karmaşık olan aklama suçu ile öncül suç arasındaki ilişki büyük önem taşımaktadır. Yazımızda, aklama suçu öncül suç ilişkisi değişik yönleri ile irdelenecektir.

II- AKLAMA SUÇU

Aklama suçu, geniş anlamda, suçlunun suçlarını gizleyebilmek ve suç gelirlerine yasal görüntü kazandırmak amacıyla, suçtan elde ettiği malvarlığı değerlerinin niteliğini, kaynağını, yerini, durumunu, hareketini ve kime ait olduğunu saklama ya da örtme fiillerini içermektedir. Aklama, yasadışı yollardan elde edilen kazançların kaynağının gizlenmesi ve niteliğinin değiştirilmesi suretiyle yasal görüntü kazandırılarak ekonomik sisteme sokulması olarak da tanımlanmaktadır (6).

Aklama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesinde “Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama” başlığı altında düzenlenmiş olup madde metni aşağıdaki şekildedir:

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama

Madde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. 

(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır.  (4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. 

(5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. 

(6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz. 

Madde hükmüne göre, aklama suçunun işlenebilmesi için:

1- Alt sınırı altı ay ve üzeri hapis cezasını gerektiren bir suçun işlenmesi,

2- İşlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerinin bulunması,

3- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerinin:

a- Yurt dışına çıkarılması veya

b- Bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tabi tutulması

gerekmektedir.

Söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır. Bi­rinci seçimlik hareket, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin yurt dı­şına çıkarılmasıdır. Bu seçimlik hareketin gerçekleştirilişi sırasında, yurt dışına transfer edilen malvarlığı değerlerinin suçtan elde edilmiş oldu­ğunun bilinmesi gerekir. Başka bir deyişle, bu seçimlik hareket açısından genel kastın varlığı yeterlidir (7).

İkinci seçimlik hareket ise, serbest hareket olarak belirlenmiştir. Bu hareketler açısından önemli olan, bunların gerçekleştirilişi sırasında güdülen amaçtır. Başka bir deyişle, suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin, gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması gerekir. Bu işlemler, değişik şekillerde gerçekleşebilir. Örneğin, yurt dışında işlenmiş olan bir suçtan kaynaklanan gelirin, meşru yolla elde edilmiş bir para gö­rüntüsüyle yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı çerçevesinde ülkeye sokul­ması hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir (8).

Birinci seçimlik hareket için genel kasıt yeterli iken, ikinci seçimlik hareket için özel kastın varlığı gereklidir.

Aklama suçu, temel bir suçun varlığını zorunlu kılan bir suçtur. Yukarıdaki açıklamalardan hareketle aklama suçunun varlığı aşağıdaki şekilde formüle edilebilir:

ÖNCÜL SUÇ→SUÇ GELİRİ→AKLAMA

III- ÖNCÜL SUÇ

Aklamaya konu malvarlığı değerinin bir suçun işlenmesi sonucu ortaya çıkması, suçtan kaynaklanması gerekir. İşte bu suç gelirine kaynaklık eden suçlara “öncül suç” (9) denilmektedir. Aklama suçunun hukuki konusu “suç geliri” veya “suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri”dir (10). Suç gelirinin tespiti için öncül suçların neler oluğunun bilinmesi önemlidir. Öncül suçun belirlenmesinde uluslararası alanda değişik yaklaşımlar söz konusudur. Bu yaklaşımlar:

1- Tüm Suçlar Yaklaşımı: Bu yaklaşımda tek ölçüt gelir getirici bir suçun varlığıdır. Buna göre hiçbir ayrım yapmaksızın her türlü suçtan elde edilen gelir suç geliri, suç gelirine kaynaklık eden suçlar da öncül suçtur.

2- Liste Yaklaşımı: Bu yaklaşımda aklama suçuna konu olabilecek suçlar başka bir deyişle öncül suçlar tek tek sayılır. Bu listede yer alan suçların işlenmesi suretiyle elde edilen gelirlerin aklanması durumunda aklama suçu oluşur.

3- Eşik Yaklaşımı: Bu yaklaşımda suçlar için öngörülen hapis cezası bir eşik olarak belirlenir. Belirlenen hapis cezasına eşit ve üzerindeki suçlar öncül suç olarak kabul edilir. Eşik yaklaşımında iki farklı yöntem söz konusudur. Birincisi alt eşik, diğeri ise üst eşik yöntemidir. İki farklı yöntemin belirlenmesi aslında hukuk sistemlerinin özelliklerinden kaynaklanmaktadır (11).

a- Alt eşik yöntemine göre, alt sınırı belli süre veya bu sürenin üzeri (örneğin altı ay ve üzeri) hapis cezasını gerektiren bütün suçlar öncül suçtur.

b- Üst eşik yöntemine göre ise üst sınırı belli bir süre veya bu sürenin üzeri   (örneğin bir yıl ve üzeri) hapis cezasını gerektiren bütün suçlar öncül suçtur.

4- Karma Yaklaşım: Yukarıdaki yöntemlerin kombinasyonu şeklinde uygulanan yaklaşımdır.

Aklamanın önlenmesi ve terörizmin finansmanı konusunda politika geliştirme ve bunların uygulanmasını sağlama amacıyla 1989 yılında kurulan 33 üyeli uluslararası kuruluş olan FATF (Financial Action Task Force-Mali Eylem Görev Gücü) öncül suçlar konusunda da temel kriterler ortaya koymuştur (12). Buna göre, öncül suçlar konu ile ilgili uluslararası sözleşmelerde sayılan tüm ciddi suçları kapsamalı ve ülkeler öncül suçları en geniş ölçüde kavramalıdır. Ancak öncül suçların en azından öncül suç kategorisindeki (13) suçları kapsaması uluslararası bir gerekliliktir. Bu şartı gerçekleştirdiği sürece ülkeler yukarıda sayılan yaklaşımlardan herhangi birini seçmekte özgürdürler. Ancak, alt eşik yöntemi seçildiğinde, öncül suç için öngörülmüş hapis cezası alt limitinin altı ay; üst eşik yönteminin seçilmesi durumunda ise suç için öngörülmüş hapis cezasının üst limitinin bir yıl olarak belirlenmesi gerekmektedir.

Öncül suç belirlemesinde ülkeler değişik yaklaşımları benimsemektedirler. Örneğin İtalya (14) kasıtlı olarak işlenmiş bütün suçları, İspanya (15) ise tüm suçları öncül suç olarak düzenlemiştir.  Amerika Birleşik Devletleri (16) ise listeleme yöntemini benimsemiş 250 civarında suçu öncül suç olarak kabul etmiştir.

Türkiye öncül suç belirlemesinde 4208 sayılı Kanunla liste yaklaşımını tercih etmiş iken, 5237 sayılı Kanun’un 282. maddesi ile eşik yaklaşımına geçmiştir. Eşik olarak alt sınırı altı ay ve daha üzeri hapis cezası seçilmiştir. Buna göre alt sınırı altı ay ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar aklama suçunun öncül suçu olabilecektir. Bu limit FATF tarafından altı ay olarak belirlenen alt limiti ile uyumludur. FATF tarafından belirlenen öncül suç kategorileri ve bu kategorilere hukukumuzda karşılık gelen düzenlemeler aşağıdaki gibidir:

Tablo: FATF Tarafından Tanımlanan Suç Kategorileri ile Bunların Türkçe ve Mevzuattaki Karşılığı

Suç Kategorileri Mevzuattaki Karşılığı
İngilizce Türkçe
Participation in an organised criminal group and racketeering Organize suç örgütüne katılma, haraç, şantaj Türk Ceza Kanunu (TCK) maddeler: 107, 220 ve 314
Terrorism, including terrorist financing Terör, teröristlerin finansmanı dahil TCK madde:  314

Terörle Mücadele Kanunu (TMK) (5532 sayılı Kanunla değişik hali) maddeler: 3, 4, 5, 6 ve 8

Trafficking in human beings and migrant smuggling İnsan ticareti, göçmen kaçakçılığı TCK maddeler: 79, 80
Sexual exploitation, including sexual exploitation of children Cinsel istismar, çocukların cinsel istismarı dahil TCK maddeler: 103, 226, 227
Illicit trafficking in narcotic drugs and psychotropic substances Uyuşturucu kaçakçılığı ve pisikotrop maddelerin yasadışı ticareti TCK maddeler: 188, 190, 191
Illicit arms trafficking Yasadışı silah ticareti 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hk. Kanun maddeler: 12 ve 14
Illicit trafficking in stolen and other goods Çalıntı ve diğer eşyaların yasadışı ticareti Bu kategori kısmen hırsızlık suçunu işleyen tarafından suç eşyasının ticareti açısından karşılanmaktadır (17).
Corruption and bribery Yolsuzluk ve rüşvet TCK maddeler: 235, 236, 247, 250, 252 ve 257

3628 sayılı Kanun  maddel:13

Fraud Dolandırıcılık TCK maddeler: 157, 158
Counterfeiting currency Parada sahtecilik TCK madde: 197
Counterfeiting and piracy of products Sahte ve korsan ürün üretimi 551 sayılı KHK, m. 73/A,

554 sayılı KHK m. 48/A

555 sayılı KHK m. 24/A

556 sayılı KHK m. 61/A

5846 sayılı Kanun maddeler: 71, 72, 73 ve 81

Environmental crime Çevre suçu TCK maddeler: 181(2), 182(2) v e 184
Murder, grievous bodily injury Cinayet, ağır yaralama TCK maddeler: 81, 83, 86 ve 87
Kidnapping, illegal restraint and hostage-taking Adam kaçırma, yasadışı alıkoyma, rehin alma TCK maddeler: 109
Robbery or theft Soygun veya hırsızlık TCK maddeler: 141, 142
Smuggling Kaçakçılık 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu maddeler: 5 ve 6
Extortion Gasp (Yağma) TCK maddeler: 148, 149
Forgery Evrakta sahtekarlık TCK maddeler: 204, 205, 207, 208

Vergi Usul Kanunu madde: 359/b

Piracy Korsanlık TCK maddeler: 223, 224
Insider trading and market manipulation İçerden öğrenenlerin ticareti ve manipülasyon Sermaye Piyasası Kanunu madde: 47

IV- AKLAMA SUÇU-ÖNCÜL SUÇ İLİŞKİSİ

Aklama suçunun işlenebilmesi öncül suçtan elde edilmiş bir gelirin varlığına bağlıdır. Dolayısıyla öncül suçun varlığı aklama suçu için bir ön şarttır. Bu ön şart olma hususunun nasıl anlaşılması gerektiği önemli bir konudur. Aklama suçu için gerekli araştırma ve incelemelerin yapılabilmesi, kovuşturmaya başlanabilmesi için öncül suçtan kesinleşmiş mahkumiyet aranacak mıdır? Öncül suç açısından dava ve cezayı düşüren veya ceza sorumluluğunu kaldıran hallerin varlığı aklama ile ilgili araştırma ve incelemelerle yargılamayı nasıl etkileyecektir?

Örneğin bir banka şubesine elinde bir çanta dolusu para ile gelen bir kişinin ticari geçmişi ve serveti ile orantısız olan bu parayı yurt dışına havale etmek istediğini, kişinin gerek paranın kaynağı gerekse havale işleminin gerekçesi konusunda ikna edici açıklamalarda da bulunamadığını varsayalım. Aynı zamanda bu kişinin daha önceki adli sicilinin de temiz olduğu bilgisi elimizde olsun. Böyle bir durumda ne yapılacaktır? Henüz ortada öncül suçla ilgili herhangi bir tespit yok iken aklama ile mücadele eden birimler söz konusu paranın kaynağı konusunda bir araştırma ve incelemeye başlayabilecek midir? Savcılığa intikal eden böyle bir olay karşısında savcı olayı nasıl değerlendirecektir? TCK 282 kapsamında dava açılabilecek midir? Söz konusu paraya el konulabilecek midir?

Yukarıdaki ve benzeri sorulara cevap vermeye yardımcı olması amacıyla konu değişik yönleri ile başlıklar itibariyle irdelenecektir.

A- AKLAMA SUÇUNDAN YARGILAMA İÇİN ÖNCÜL SUÇTAN KESİNLEŞMİŞ MAHKÛMİYET HÜKMÜNÜN GEREKİP GEREKMEDİĞİ

Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesinde düzenlenen aklama suçu öncül suçun varlığına bağlı türev, ikincil bir suçtur. Ancak, öncül suçtan ayrı, bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, aklama suçunun gerçekleşmesi için öncül suçlarla ilgili bir mahkumiyet kararına kural olarak gerek yoktur. Aklama suçu ile ilgili davaya bakan mahkeme, öncül suçun işlenip işlenmediğini bir ön sorun olarak belirleyerek, suçun konusunu teşkil eden suç gelirinin mevcut olup olmadığını belirledikten sonra, buna dayanarak hüküm kuracaktır. Başka bir deyişle mahkeme, öncül suçun işlenip işlenmediğini görülmekte olan davaya yardımcı olacak biçimde nispi muhakeme (19) yoluyla tespit ederek aklama ile ilgili yargılamayı sonuçlandıracaktır. Nispi muhakeme sırasında, bir öncül suçun işlenip işlenmediğine ve aklamaya konu değerlerin bu suçlardan elde edilip edilmediği hususu değerlendirilecektir. Burada, öncül suçla ilgili bir yargılama yapılmamakta, öncül suç sadece aklamaya suç gelirlerinin kaynağı açısından değerlendirilmektedir.

Ancak öncül suç ile ilgili olarak açılmış bulunan bir ceza davası varsa, aklamaya bakan mahkemenin bu durumu bekletici sorun yapması ve bunun sonucuna göre hüküm vermesi gerekir. Buna rağmen, öncül suç için ceza davasının açılmış bulunması, şüpheli malvarlığı değerleri ile ilgili aklama yönünde araştırma ve incelemelere ve eğer şüphe güçlü ise söz konusu malvarlığı değerlerine el konulmasına engel teşkil etmeyecektir (20).

Öncül suça bakan mahkeme tarafından suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi durumunda artık aklama açısından mahkûmiyet kararı verilmesi imkânsızdır.

Bazen beraat kararının gerekçesine göre, aklama açısından yargılamaya devam edilmesi mümkün olabilir. Beraat kararı öncül suçun varlığını veya vasıflandırılmasını açıkça inkar etmemesi buna örnek olarak verilebilir (21).

B- ÖNCÜL SUÇ BAKIMINDAN DAVA VE CEZAYI DÜŞÜREN VEYA CEZA SORUMLULUĞUNU KALDIRAN NEDENLERİN AKLAMA SUÇUNUN KOVUŞTURULMASINA ETKİSİ

Aklama suçu öncül suçtan bağımsız bir suçtur. Bu nedenlerle öncül suç için dava ve cezayı düşüren sebeplerin varlığı aklama suçunun kovuşturulmasına engel teşkil etmez. Örneğin öncül suçu işleyen kişinin ölümü, öncül suçla ilgili davanın zamanaşımına uğraması gibi durumlarda, aklama suçu ile ilgili kovuşturma öncül suçla ilgili nispi muhakeme yapılmak suretiyle sonuçlandırılır.  Çünkü aklama suçunun zamanaşımı, öncül suçun zamanaşımından bağımsızdır. Aklama suçunda zamanaşımı öncül suç nedeniyle elde edilen gelirin aklamaya tabi tutulması ile başlamaktadır. Bu ise öncül suçun işlenmesinden çok sonraki bir tarih olarak karşımıza çıkabilecektir.

Aklama suçu aynı zamanda, öncül suçu işleyen kişi tarafından (self launderer) işlenebileceği gibi bir başkası tarafından da işlenebilir. Aklama suçunun öncül suçun faili ile diğer kişilerce birlikte işlenmesi de mümkündür. Öncül suçu işleyenle aklama suçunu işleyen kişilerin farklı olduğu durumlarda, öncül suçu işleyene has ceza sorumluluğunu kaldıran sebeplerin varlığı nedeniyle ilgililere ceza verilememesi, aklama suçunu işleyenler hakkında kovuşturmaya başlanmasına engel teşkil etmemektedir.

V- SONUÇ

Aklama ile mücadele, suç gelirine kaynaklık eden özellikle uyuşturucu kaçakçılığı, yasal olmayan silah ticareti ve insan ticareti gibi organize ve uluslararası boyutta işlenen öncül suçlarla daha etkin bir mücadele için vazgeçilmezdir. Suç geliri, pek çok suçun hem ana saiki hem de yaşam kaynağıdır. Suç gelirinin yasal bir görüntü altında, yasal yollardan elde edilmiş bir gelir olarak ekonomiye sokulması organize suç örgütleri için yaşamsal öneme sahiptir. Aklamanın önüne geçebilmek amacıyla, gerek önleyici gerekse cezalandırıcı tedbirler yasalarla öngörülmüştür. Ancak niteliği itibariyle öncül suçun işlenmiş olmasını ön şart olarak gerekli kılan aklama suçu ile öncül suç ilişkisi her zaman soru işaretlerini bünyesinde barındıran bir yapıda olmuştur.

Önceki bölümlerde yapılan açıklamalar çerçevesinde aklama ile ilgili olarak yetkili birimlerce araştırma, ön inceleme faaliyetlerine ve yargı organlarınca kovuşturmaya başlanılması için öncül suçtan kovuşturmaya başlanmış olmasına veya kesinleşmiş mahkumiyet kararına gerek yoktur. Aynı şekilde, öncül suçu işleyenle aklama suçunu işleyenlerin farklı kişiler olması durumunda, öncül suçu işleyene ilişkin dava ve cezayı düşüren veya ceza sorumluluğunu kaldıran hallerin bulunması aklama suçu ile ilgili araştırma ve incelemeler ile yargılamaya engel teşkil etmemektedir.

Aklama suçu ile ilgili araştırma ve incelemeye veya kovuşturmaya başlanabilmesi için, öncül suçtan kesinleşmiş mahkumiyet hükmünü arama şeklindeki bir yaklaşım, özü itibariyle de aklamanın ayrı bir suç olarak ihdas edilmesine uygun düşmeyeceği gibi aklama ile mücadele sisteminin temel işleyişi ve uluslararası alandaki yansımaları ile de uyumlu olmayacaktır.

(1)         “Karapara” terimi İngilizce “dirty money” olarak da anılmaktadır. Ancak uluslar arası anlaşmalarda ve belgelerde kullanılan kavram “suç geliri”, “proceeds of crime” kavramıdır. (Bakınız. Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Viyana Konvansiyonu) madde 1 ve Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Palermo Konvansiyonu) madde 2.

(2)         http://www.countermoneylaundering.com/p01.htm

(3)         Jeffery ROBİNSON, Karapara Aklayıcıları, Arion Yayınevi, Nisan 2006, s. 19

(4)         Genç Osman YARAŞLI, “Mali Suçlar ve Takibi”, Ekonomik Suç ve Ceza Sempozyumu, 30 Nisan-1 Mayıs, TOBB Yayın No: 2005/25, s. 271

(5)         Peter Lilley, Dirty Dealing, Kogan Page Publishing, London, 2006, s. xiii

(6)         MASAK, Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Yayın No.9, 2006, Ankara, s. 1

(7)         5237 sayılı Kanun’un 282. maddesinin gerekçesinden.

(8)         5237 sayılı Kanun’un 282. maddesinin gerekçesinden.

(9)         Uluslararası belgelerde “öncül suç” kavramının karşılığı olarak “predicate offece” kavramı kullanılmaktadır.

(10)       5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin (f) bendinde suç geliri, suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla hukukumuzda iki kavram da aynı anlamda kullanılmaktadır.

(11)       Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde suçlar için alt ve üst hapis cezaları öngörülürken, Anglosakson hukuk sisteminde sadece o suç için maksimum hapis cezası öngörülür. Bu nedenle Anglosakson hukuk sistemlerinde alt eşik yönteminin uygulanmasında güçlük vardır.

(12)       FATF, Methodology for Assessing Compliance with the FATF 40 Recommendaditons and the FAFT 9 Special Recommendaditions, Haziran 2006’da Güncellenmiş hali, Birinci Tavsiye, 1.3 no.lu temel kriter, s. 7.

(13)       FATF tarafından tanımlanan öncül suç kategorisi çalışmamızın ilerleyen bölümünde yer almaktadır.

(14)       İtalyan Ceza Yasası, Madde 648. Bakınız. FATF, Mutual Evaluation Report on Anti-Money Laundering and Combating the Financing of Terrorism Italy, 28 February, 2006, s. 28.

(15)       İspanya Ceza Yasası , Madde 301, bkz. FATF, Mutual Evaluation Report on Anti-Money Laundering and Combating the Financing of Terrorism Spain, 23 June,, 2006, s.29.

(16)       FATF, Mutual Evaluation Report on Anti-Money Laundering and Combating the Financing of Terrorism USA, 23 June, 2006, s. 32.

(17)       TCK 165. madde, Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesini suç saymaktadır. Ancak bu maddede suç için öngörülen hapis cezasının alt limiti altı ay hapis cezası olduğu için, suç öncül suç kapsamına girmemektedir.

(18)       Ergin ERGÜL, Vergi Sorunları, Sayı: 220’de yayımlanan “Aklama Suçunun Anatomosi (TCK md. 282)” isimli çalışmasında TCK’nın 163. maddesindeki “Karşılıksız Yararlanma” suçunu da suç geliri doğurabilecek nitelikte bir suç olarak değerlendirmesine rağmen, anılan suçun bedel ödemeksizin bazı hizmetlerden yararlanmayı cezalandırması söz konusu olduğundan bu yoruma katılmak güçtür. 163. maddede yer alan fiillerin işlenmesi sonucu elde edilen bir malvarlığı değeri bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu suç için hapis cezasının alt sınırı bir yıl olsa idi bile bu suçun öncül suç olarak kabul edilmesinin söz konusu olmayacağı düşünülmektedir.

(19)       Nispi muhakeme, birden çok uyuşmazlık arasında bağlantı bulunması durumunda, asıl uyuşmazlığı çözen ve tali uyuşmazlıkta asıl yetkili olmayan hakimin, kendi uyuşmazlığının çözümü bakımından tali olan uyuşmazlığı, kendi uyuşmazlığının çözümüne yetecek oranda çözmesi halidir. Erdener YURTCAN, CMUK Şerhi, İstanbul 1995, 2. Baskı, Cilt: 2, s. 500

(20)       5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesinde el koyma kararı verilebilecek suçlar listelenmiştir. Bu listede aklama ve terörün finansmanı suçu yer almamaktadır. Ancak 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 17. maddesi ile birlikte, aklama ve terörün finansmanı suçları için de CMK’nın 128. maddesinde belirtilen usule göre el koyma işlemi yapılması mümkün hale gelmiştir.

(21)       ERGÜL, agm, s. 108

 

16.05.2017