GUNCEL

KASA HESABI ŞİŞKİNLİĞİNİN NEDEN VE SONUÇLARI

Dr. Hasan AYKIN

PDF Formatı

I-GİRİŞ

Kasa hesabının yüksek bakiyeli olması, özellikle vergi denetim birimleri tarafından bir risk parametresi olarak görülür. Günlük konuşmada “kasa şişkinliği” olarak da ifade edilen bu durum neden ortaya çıkar? Ne tür hukuki sonuçlara yol açabilir? Aşağıda bu tür sorulara cevap aradık.

II-KASADA EN ÇOK NE KADAR PARA BULUNDURABİLİRİM? KASADA PARA BULUNDURMA SINIRI VAR MI?

Vergi mevzuatımızda veya başka bir mevzuata kasa hesabının bakiyesin ne kadar olması gerektiğine ilişkin doğrudan bir düzenleme yok. Düzenleme bir yana, bir işletmenin kasasında bulunması gereken nakit tutarı ile ilgili bir standart dahi yok. Aslında bu konuda düzenleme veya standart bulunmaması eksiklik değil; işin doğasından kaynaklanan bir zorunluluk.

İşletmenin faaliyet gösterdiği sektör, iş ve işlemlerinin niteliği, tedarikçi ve müşteri profili, nakit yönetim tercihi gibi aklınıza gelen veya ilk etapta gelmeyen pek çok unsur kasada bulunması gerekli normal, optimal para miktarını etkiler. Bu nedenle, kasada bulunması gerekli optimal para miktarı her işletmeye, hatta işlemenin faaliyet dönemine göre değişiklik arz edebilir .

Ancak bu belirsizlik, işletmenin iş hacmi ile orantısız miktarda parayı kasasında bulundurmasının normal görülmesi anlamına gelmez. İktisadi, ticari ve teknik icaplar; basiretli bir tüccar olmanın gerekleri gibi genel ilke ve kurallar göz ününde bulundurularak işletmenin makul ve optimal bir kasa hesabı bakiyesine sahip olması beklenir.

III- KASA HESABI BAKİYESİ NEDEN YÜKSEK OLUR?

7.000 TL ve üzeri tahsilat ve ödemelerin bankalar, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik edilmesi zorunluluğu ve çalışan sayısının beş ve üzerinde olması durumunda bu kişilere yapılacak ücret ve benzeri ödemelerin bankalar aracılığı ile yapılmasına ilişkin Yönetmelik düzenlemesi uyarınca kasada nakit bulundurma ihtiyacı eski dönemlere nazaran önemli ölçüde azalmıştır. Buna rağmen, kasa hesabının bakiyesi yüksek olabilir. Bunu öncelikle iki başlık altında inceleyebiliriz.

III.1- Kasada Gerçekten Yüksek Miktarda Nakit Tutuluyordur.

İşletme kasasında gerçekten yüksek miktarda nakit tutuluyor olabilir. Bunun, alışkanlıktan, borçlardan dolayı haciz riskini bertaraf etmek için nakit paranın bankaya yatırılmasından kaçınılmasından, spekülasyon beklentileriyle elde nakit para tutma isteğinden, bankaya mümkün olduğu kadar az bulaşma gibi dini kaygılardan veya başka bir nedenden kaynaklanması mümkündür.

Yüksek miktarda parayı kasada tutarak çalınma riski, paranın getirilerinden mahrum kalma gibi nedenlerle ilgilinin basiretli bir tacir gibi davranmadığından bahsedilebilir. Herhangi bir incelemede iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayacak şekilde yüksek miktarda parayı kasada tutmanın nedeninin mükellef tarafından izahı gerekir[1].  İzahın yeterli görülerek herhangi vergisel bir işlem yapılmayabileceği gibi; makul bir izah yoksa adatlandırma yoluyla matrah farkı bulunarak vergi ziyaı cezalı tarhiyata da muhatap olunabilir.

III.2- Kasa Bakiyesi Fiktif Bir Şekilde Şişkindir.

Aslında kasada yüksek miktarda nakit para yoktur. Sadece kasa hesap bakiyesi yüksektir. Kaydi durum ile fiili durum uyumsuzdur. Günlük konuşma tabiri ile kasa hesabı bakiyesi fiktif bir şekilde şişmiştir. Böyle bir durum, hukuki açıdan sıkıntılıdır. Fiktif kasa bakiyesi şişkinliğinin muhtemel sonuçlarına aşağıda değineceğiz.

kasa hesabı bakiyesini yüksekli şişkinliği kasadaki para miktarı

Kasa hesabı bakiyelerinin şirketin yaptığı iş hacmi ile mütenasip ve izah edilebilir olması gerekir. Hele bir de kredi kullanan ve yüksek finansman maliyetlerine katlanan bir işletmenin kasasında yüksek tutarlarda nakit bulundurduğunu iddia etmesi, iktisadi, teknik ve ticari icaplara uymaz.[2] Bu iddianın gerçekliğinin iddia sahibi tarafından ispatı muciptir.

IV- KASA HESABI BAKİYESİ NASIL ŞİŞER?

1 Seri No’lu Muhasebe Uygulamaları Genel Tebliği’ne göre kasa hesabı, işletmenin elinde bulunan ulusal ve yabancı paraların TL karşılığının izlenmesi için kullanılır. Tahsil olunan para tutarları borç, ödemeler ve bankaya yatırılan para tutarları alacak kaydedilir.

Kasada fiilen çok fazla nakit para bulunmamasına rağmen kasa hesabı bakiyesinin yüksek olmasının nedenlerinden bazıları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  1. Belgesiz yapılan harcamalar,
  2. Çalışanlara bordrolarında yazılı tutarın dışında elden yapılan ödemeler,
  3. İşletme sahibi, ortakları veya bunların yakınlarına ait şahsi giderlerin kasadan ödenmesi,
  4. İşletme ortaklarının kasada gözüken parayı bir türlü kullanması veya üçüncü kişilere kullandırması
  5. Kambiyo mevzuatı gereğince yurtdışında bırakılan ya da kalan tutarın tahsilinin gecikmesi veya imkansız hale gelmesi vb. nedenlerle dövizlerin değerlenmesi sonucu oluşan kur farkları gibi fiktif gelir oluşumundan kurtulmak için bu bedellerin tahsil edilmiş gibi gösterilmesi[3].

V. YÜKSEK BAKİYELİ (ŞİŞKİN) KASA HESABI NASIL ERİTİLİR?

Yüksek kasa bakiyesi bilançoda hemen kendini gösterir. Mükellefin vergi incelemesine alınma riskini artırır. Bu nedenle, kasa hesabı bakiyesi yüksek mükelleflerin muhasebecileri dönem sonlarında yüksek kasa hesabı bakiyesinin bilançoda görülmemesi için “Kasa fazlası nasıl eritilir?”, “Kasadaki fazla para nasıl yok edilir.”,  “Kasa fazlası nasıl kapatılır.”, “Kasa hesabındaki yüksek bakiye hangi hesaplara aktarılarak düşürülebilir?” gibi soruları sormaya başlarlar.

Dönem sonunu kurtarmaya yönelik, kısa vadeli olan, ancak uzun vadede çok daha büyük sıkıntılara neden olabilecek çözümler peşi sıra gelir. “Kasa hesabının avanslar at, bilanço döneminden sonra geri al. Bilançoda yüksek kasa bakiyesi gözükmez.” gibi öneriler gelir kendilerini “uyanık”, “pratik”, “işbilir” olarak nitelendiren sözde meslek mensuplarından. Buyurun size bir örnek:

“159 verilen avanslar hesabına diğer alıcılar hesabı açacaksın

159 Avanslar 500.000

100 Kasa                   500.000

Şeklinde bir kayıt yapıp kapatırsın

Saha sonradan geri iade alarak kapatırsın.”[4]

159 no.lu hesap yerine 195 İş Avansları hesabının kullanılmasını tavsiye edenler veya “tek bir hesaba yüklenme, 159 ve 195’e dağıt” diyenler de olacaktır.

Oysa kasa hesabı şişkinliği, üzerine maden suyu içilip veya iki Talcid hap yutunca geçen mide şişkinliğine veya yanmasına benzemez. Şişkinlik bir yerden patlak verir ve mükellefin canını acıtacak ceza ve mali külfetleri beraberinde getirebilir.

Yüksek kasa bakiyesini risk parametresi olarak dikkate alan Vergi Denetim birimlerinin analiz sisteminin yüksek avansları bunun dışında bırakacağını düşünmek safdillik. Bu yüzden asıl olan, muhasebenin gerçeği yansıtması, gerçek işlemlere dayanması, zamanında ve düzgün bir şekilde yapılmasıdır.  Yoksa kasa hesabının eritilmesi diye bir şey yoktur. Ayrıca, kasa hesabını eriteceğimi diye yapılan işlemlerin, örneğin gerçekte verilmeyen avans hesaplarına aktarılıp sonradan tekrar kasaya aktarılması bir tür “muhasebe hilesi” olarak değerlendirilebilir. Bu durumunda, VUK 359 kapsamındaki hapis cezası ve vergi ziyaı cezasını üç kat olarak ve uzlaşma hakkı olmaksızın uygulanacak olması da cabası. Ya da şişkinlik üzerine şişkinlik.

VI. YÜKSEK BAKİYELİ KASA HESABININ OLUŞTURABİLECEĞİ RİSKLER NELERDİR?

Gelir İdaresi ileri düzeyde otomasyona geçti. Vergi Denetim Kurulu da bu otomasyondan elde edilen verilerden büyük oranda faydalanıyor. Risk analizleri ile incelenecek mükellefler tespit ediliyor. Bilançodaki her bir kalem vergi kayıp ve kaçağı oluşturma riski açısından değerlendiriliyor. Bu kapsamda, kasa hesabı, doktorların kan tahlilinde ilk önce baktıkları değerler gibi, vergi denetim birimleri ve inceleme elemanları tarafından en önce bakılan ve değerlendirilen bir unsurdur. Yüksek bakiyeli kasa hesabı öncelikle sizin vergi incelemesine alınacak mükellefler radarına girmenize neden olur. (Vergi incelemesine alınma nedenlerine ilişkin ayrıntılı çalışma[5] için TIKLAYINIZ.)

Ayrıca, aramalı vergi incelemesi esnasında kasa hesabınız ile fiili durumun tutarsızlığı ve bu tutarsızlığın “sayım ve tesellüm noksan veya fazlası” ile izahı kabil olmayacak derecede yüksek olması,  kayıtlarınızın güvenirliliğini sorgular hale getirir. Daha teknik bir tabirle kayıtlarınızın ihticaca salih olmadığı, delil kıymetini kaybettiği anlamına gelir. Bu ise ilgili dönem için re’sen tarh nedenidir.

Kasa hesabında bulunan ve normalden fazla olduğu tespit edilen nakit paranın bir başkasına (muhtemelen ortağa) kullandırıldığı varsayımıyla, bu husus, vergi güvenlik müesseselerinden olan Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı başlığı altında eleştiriye maruz kalabilir. “Muhtemelen ortağa” diye belirtilmesi iyi niyetli bir bakış açısından kaynaklanmaktadır. Şayet bu paranın ortakların dışındaki ‘ilişkisiz’ kişilere kullandırıldığı tespit edilirse, bu durumunda yapılacak eleştiriler tefecilik-ikrazatçılık faaliyetine kadar vardırılabilecektir[6].

Mükellefler herhangi bir vergi inceleme riskine karşılık, yüksek bakiyeli kasa hesabı durumunda, normal şartların üzerindeki kasa bakiyesini ortaklara kullandırılan tutar gibi değerlendirmek suretiyle, adatlandırma yöntemi ile faiz hesaplanmakta ve tutarı gelir yazarak matraha ilave etmektedirler. Adatlandırmada kullanılacak faiz oranı olarak, şirket kredi kullanıyorsa en yüksek faiz oranına birkaç puan ilave edilerek bu oran, yoksa merkez bankası reeskont oranı olarak uygulanmalıdır. Bu oranlar, şirketin ortağa verdiği parayı bir bankada mevduata veya devlet tahvili, hazine bonosuna yatırdığında elde edeceği gelirden az olmamalıdır.[7] Ayrıca sermaye şirketlerinin ortaklarına sağladığı ödünç para verme işleminin bir tür “hizmet” sayılarak KDV ye tabi olması da söz konusudur[8],[9],[10].

VII. SONUÇ

Kasa hesabı, işletme kayıtlarının sağlıklı tutulup tutulmadığını tespit açısından en önemli parametrelerden biridir. Bu açıdan kasa hesabının yüksek bakiye vermesi arzulanan bir durum değildir. İşletmede bazı şeylerin yanlış gittiğine veya hesapların gerçek durumu yansıtmadığına işaret eder. Bilançoda işletmenin hacmi ile orantısız, yüksek kasa hesabı bakiyesi mükellefin vergi incelemesine alınma riskini artırır. Vergi incelemesi sonucunda vergi ziyaı cezalı tarhiyata muhatap olmasına yol açabilir.

Bazı kişilerin tavsiye ettiği türden, kasa hesabının avanslara atılarak bilanço döneminde yüksek gözükmesinin engellenmesi, günlük tabiri ile kasa hesabının eritilmesi yönündeki tedbirler hukuki anlamda sıkıntılıdır. Bilançoda kasa hesabı bakiyesinin yüksek görünmesinden daha ağır müeyyidelerle karşılaşılmasına yol açabilir.

11.07.2017

 

 

SONNOTLAR:

[1] “İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.” (VUK, md. 3)

[2] http://www.bkrisik.com/sirkuler/SiRKULER2014-30.pdf

[3] http://www.uhy-uzman.com.tr/

[4] http://forum.alomaliye.com/tdhp-muhasebe-uygulamalari-ve-finansal-raporlama/48530-kasa-eritme.html Erişim Tarihi: 09.07.2017

[5]Hasan AYKIN, “Vergi İncelemesine Neden Alınırsınız?”, https://vergidosyasi.com/2017/01/21/vergi-incelemesine-neden-alinirsiniz/

[6] Abdulkadir ÇALIŞ, “Kasa Hesabındaki Tehlike”, https://vergialgi.net/vergi/kasa-hesabindaki-tehlike/

[7] http://www.bkrisik.com/sirkuler/SiRKULER2014-30.pdf

[8] Mustafa ALPASLAN, “Ortaklar Cari Hesabının Adatlandırılması”, http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/mustafaalpaslan/028/

[9]’’Ortaklara borç para vererek faiz geliri elde eden şirketin bu faaliyetinin ticari faaliyet olarak kabul edilmesi ve borç verme işlemi sonucu elde edilen faiz gelirinin KDV’ye tabi tutulması gerekir.’’ Danıştay Dördüncü Dairenin 07.12.2006 tarih ve E:2006/133, K:2006/106 sayılı Kararı

[10]’’Ortaklara borç para veren şirketin bu işlemini mutad meslek halinde yapmadığından ve ödünç para verme yoluyla para kazanma amacı olmadığından BSMV mükellefi olarak kabul edilemez. Sadece gerçek kişiler ikrazatçı olabildiklerinden, şirketlerin ikrazatçı olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.Dolayısıyla, ortaklarına borç para vermek suretiyle faiz geliri elde edilmesi işleminin bir ticari faaliyet olarak kabul edilmesi ve elde edilen faiz geliri üzerinden KDV hesaplanması gerekir.’’ Danıştay Dördüncü Dairenin 24.05.2007 tarih ve E:2006/542, K:2006/1741 sayılı Kararı

 

NOT: Bu yazının tüm hakları yazarına aittir. Yazar adı ve vergidosyasi.com adresindeki aktif linki belirtilmek suretiyle alıntı yapılabilir. AYNEN YAYIMLANAMAZ.