OSMANLI MALİYESİ

Arpalık Nedir?

Arpalık kelimesi nereden gelir? Günlük hayatta kamu kaynaklarının kötüye kullanımı, birilerinin çıkarına kullanılması anlamında sıklıkla karşılaşırız. Aslında tarihsel geçmişi olan bir uygulama imiş.

Aşağıda Arpalık kelimesinin sözlük anlamına yer verildi. Sonrasında üç farklı kaynaktan arpalık ile ilgili alıntıya verilmiştir:

arpalık, -ğı

a. 1. Arpa ekilen yer, arpa tarlası: “Hüseyin’i köyün kenarında, arpalık hendeğinin içinde öldürülmüş buldular.” –M. Ş. Esendal.

2. Arpa konulan yer.

3. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. 4. mec. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik.

5. tar. Başmaklık. 6. tar. Müftü, kazasker vb. din görevlilerine aylık yerine verilen giyecek, yiyecek vb. şeyler veya para.

“ARPALIK: Bir yerin hasılatının belli bir miktarının görevli veya mazul şahsa tahsisidir. “Eyaletler artık vezirlere veriliyordu. Çünkü merkezde o kadar çok vezir türemişti ki, divanda bunlara yer bulmak imkânsızdı. Vezirlerin sayısı hatta eyalet sayısından da çok öte geçtiği için, açıkta kalan birçok vezirleri sancaklara vermek zorunluluğunda kalınmış, bu gibi sırf geçim aracı olarak vezirlere, ya da beylerbeyi rütbesinde olan paşalara verilen sancaklara o kimsenin arpalığı denmişti.”

Kaynak: Doğan Avcıoğlu, Osmanlının Düzeni

“ARPALIKLAR

Osmanlı Devleti’nde emekli olanlara ya da görevinden alınanlara için “arpalık maaşı”, daha sonraları “tekaüdiye”, “mazûliyet maaşı”, “tarik maaşı”, “rütbe maaşı” gibi adlarla emekli maaşı bağlanmaktaydı.

On altıncı yüzyılda önceleri Ordu ve Saray erkânına ve Saray kapıcıbaşlarına maaşlarına ek olarak veya mazûliyet (emekli) maaşı niteliğinde ödenek olarak veriliyordu. Ardından Şeyhülislamlık, Kadılık, Kazaskerlik gibi İlmiye ricaline de verilmeye başlandı. Daha sonra İlmiye sınıfının tüm ileri gelenleri bundan yararlandı. On yedinci yüzyılda yararlık gösteren ya da kapı halkı olan vezirlere, ümerâya ve yöneticilere de arpalık bağlandı. Sancakbeyleri, dizdarlar, muhafızlar ve tahsisat olarak gazilere de “arpalık” dağıtılırdı.

“Arpalık” yukarıda anılan kişilere, bir kaza ya da sancağın yıllık gelirinin bir bölümünün “arpalık dirlik” olarak tahsis edilmesi, ya da Hazine’den “arpalık ulûfe” olarak belirli bir yevmiye verilmesidir. Arpalığın azami yıllık miktarı idareciler için 100 bin, ilmiye ricali için 70 bin, Yeniçeri Ağası için 58 bin, Saray mensupları için en yüksek tımar karşılığı olan 19.999 akçe olabilirdi.

On sekizinci yüzyılda ilmiye mensupları dışındaki arpalıklar kaldırıldı. On dokuzuncu yüzyılda arpalık dağıtımları şeyhülislam ve çok az sayıdaki ulema ile sınırlandırıldı.”

Kaynak: Erol ÖZBİLGEN, Bütün Yönleri ile Osmanlı

 

“ARPALIK

Osmanlılar’da devlet memurlarına hizmette bulundukları sürece maaşlarına ilâveten, görevden ayrıldıktan sonra ise bir nevi emekli maaşı olarak tahsis edilen gelir için kullanılan terim.

Arpalık başlangıçta arpa ile ilgili yani bir kısım devlet büyüğünün ve atlarla savaşa katılan kuvvetlerin hayvanlarına verilen arpa parasını ifade eden bir kelime iken sonradan aynî veya nakdî tahsisatı belirten bir terim haline gelmiştir. Arpalığın Osmanlı Devleti’nde ne zaman verilmeye başlandığı ve buna benzer bir tahsisatın daha önce hangi devletlerde görüldüğü kesin olarak bilinmemektedir. İslâm tarihinde askerî ve sivil hizmetlilere maaş olarak ve maaş yerine geçmek üzere verilen aynî yahut nakdî tahsisata tu‘me, atıyye, iktâ, nân-pâre, suyurgal, tıyâl, incü, dirlik, timar, zeâmet, iltizâm, ulûfe, yevmiye ve maaş gibi adlar verilmiştir. Hz. Ömer devrinden itibaren memurlara atıyyelerine ilâveten bazı ek gelirler sağlandığı da anlaşılmaktadır. Meselâ Humus Valisi İyâz b. Ganm’e günde bir dinar atıyyesinden fazla olarak bir müd buğday ve ayrıca bir koyun, Kûfe askerî valisi Ammâr’a da atıyyeden başka günde bir müd buğday tahsis edilmişti.

Osmanlılar’da arpalık adıyla bazı devlet memurlarına tahsis edilen ilâve gelirin ne zaman verilmeye başlandığı da kesin olarak bilinmemekle beraber bu terime XVI. yüzyıl kaynaklarında rastlanmaktadır. Ulemâya arpalık tahsisine ait örneklerin bu yüzyılın başlarında görülmesine rağmen uygulamanın daha önce de mevcut olması muhtemeldir. XVI. yüzyıl başlarında timar* tabirinin aynı mânayı ifade etmek üzere kullanıldığına dair kayıtlara rastlamak mümkündür. Meselâ Kanûnî’nin hocası Hayreddin Efendi’ye bazı köyler “bervech-i arpalık” timar olarak verilmiştir. Ayrıca mülk* ve dirlik* tabirleri de aynı maksatla kullanılmış olmalıdır. Çünkü timar aynı zamanda hânedan mensuplarına, dervişlere, emekli veya mâzul ilmiye mensuplarına, merkezdeki büyük küçük bazı memurlara da verilebilmekteydi. Aynı şekilde ilk Osmanlı padişahlarının devletin teşkilâtlanmasına hizmet eden askerî ve mülkî erkân ile ilmiye sınıfı mensuplarına geniş muafiyetlerle temlik*ler verdikleri de bilinmektedir.

Adından da anlaşılacağı gibi arpalık başlangıçta daha çok seyfiye ricâline tahsis edilmişti. Bir mühimme kaydına göre, 1550’lerde saray çavuşlarının yevmiyelerinden başka arpalıkları da vardı (BA, MD, II, 42). Bununla beraber arpalık sadece at beslemek durumunda olanlara has bir ek gelir olarak kalmadı. Zamanla, Kanûnî’nin vezîriâzamı İbrâhim Paşa’nın da belirttiği gibi, mücerret bir tabir haline geldi (Hoca Sâdeddin, II, 564). XVI. yüzyılda arpalık, seyfiye ve ilmiye mensuplarına yevmiyelerine ilâve olarak verildiği gibi emeklilik halinde de tahsis edilmekte idi. Rumeli kazaskeri Zeyrekzâde Mehmed’e, 1518’de emekli olduktan sonra Muradiye vakfından Kırklareli (Kırkkilise) kazası arpalık olarak verilmişti (Mecdî, s. 323). Aynı şekilde 1509’da yevmî 40 akçe ile emekli olan Mehmed Çelebi b. Sinan Paşa’ya ayrıca yevmî 20 akçe ile birlikte Silivri kazası da tahsis edilmişti (a.g.e., s. 215).

İlmiye mensuplarına emekli olduklarında arpalık tayin edilmesine karşılık, XVI. yüzyılın ikinci yarısına kadar seyfiye ricâline de aynı şekilde arpalık verildiğine dair kayda rastlanmamaktadır. Nitekim görevden ayrılan veya emekli olan bir vezire herhangi bir sancak iktâ* suretiyle, ümerâya da ocaklık* yoluyla tevcih edilmekteydi. Ayrıca Selânikî, XVI. yüzyılın ikinci yarısında kaptanpaşa ve beylerbeyi gibi seyfiyeye tevcihler ve ihsanlar yapıldığını belirtirken bunlar için arpalık tabirini kullanmamış, ancak ilmiyeden Atâullah Efendi’ye 150 akçe yevmiye ve 70 akçe arpalık verildiğini kaydetmiştir.

Osmanlılar’da arpalığın miktarı zamanla değişmiştir. XVI. yüzyılda Atâullah Efendi arpalığından günde 70 akçe alırken d’Ohsson kendi zamanında (XVIII. yüzyıl) en küçük arpalığın sahibine ayda 130 akçe, en yükseğinin de ayda 2500 akçe temin ettiğini zikretmektedir. Gelibolulu Âlî yeniçeri ağasının ulûfesine 58.000 akçe “munzam arpalık”, rikāb*-ı hümâyun bölük ağalarına da “muayyen bir zeâmet miktarı arpalıklar” verildiğini kaydetmekte, 70.000 akçe arpalık zeâmetin ise ancak şeyhülislâma, kazaskerlere ve ulemânın büyüklerine mahsus olduğunu belirtmektedir. Nitekim Hoca Sâdeddin Efendi de Kanûnî’nin kendisine 50.000 akçe arpalık verdiğini kaydettiği gibi, Amasya müftüsü Seyyid İbrâhim’e “huddâm ve dervişlerine” sarfetmek için arpalık ayrıldığını bildirmektedir. XVII. yüzyıldan itibaren seyfiye mensuplarına çeşitli şekillerde arpalık tahsisi yapılmakta idi. Bu yüzyılda, bir veya birkaç sancağı ihtiva eden arpalıklar yüksek dereceli idarecilere ve vezirlere azil veya emekli edildikleri, savaşta ve asayişi teminde yararlık gösterdikleri, bir yerin ya da kalenin muhafaza ve tamiriyle görevlendirildikleri zamanlarda değişik şekillerde ve çeşitli vesilelerle verilmekteydi. Bir beylerbeyinin kendisi ve oğlu için birer sancağı arpalık olarak istediği, arpalık suretiyle bir sancağa mutasarrıf olan bir vezirin has*larının kaldırılmasına karşılık kendisine diğer bir sancağın verildiği ve “bervech-i arpalık” iki sancak beyinin becayiş edildiği de olurdu. Yine bu yüzyılda Kırım hanlarına savaşlarda gösterdikleri yararlığa karşılık külliyetli miktarda cep harçlığı yanında ayrıca Rumeli’de “bervech-i arpalık” sancak da tahsis edilirdi.

Zamanla değişmiş olduğu için Osmanlılar’da arpalık olarak tahsis edilen yerlerin kesin sayısını vermek mümkün değildir. d’Ohsson, XVIII. yüzyıl sonlarında ilmiye mensuplarına altmış kazanın arpalık olarak ayrıldığını kaydetmektedir. Bu yüzyılda arpalığın nizam ve teamüle aykırı olarak dağıtılması sebebiyle merkez ve taşrada bulunan yüksek dereceli idarecilere ve devlet memurlarına maaş tayin edilerek arpalık usulü kaldırıldı, bundan böyle arpalık sadece ilmiye mensuplarına hasredildi.

Kendilerine arpalık verilen ulemâ genellikle arpalıklarının bulunduğu yere gitmez, oradaki işlere kendi adına bir arpalık nâibi bakardı. Ancak bazı dönemlerde ulemâ bizzat arpalıklarına gitmeye mecbur edilmiştir. Ayrıca kendi arzusuyla arpalığına gidip orada ikamet edenler de vardı. Bunlar gittikleri yerlerde halkın adlî, hukukî davalarına da bakarlardı. Ulemâya hasredilen arpalığın dağıtım ve kullanımı nizamının zamanla bozulması üzerine III. Selim döneminde çıkarılan bir fermanla arpalık usulü ıslah edilmeye çalışılmıştır. Bu arada ilmiye mensuplarının bizzat arpalık mahalline gitmesi, hasta ve ihtiyar olanların arpalıklarının iltizâm*a verilmesi kararı alınmıştır. Ayrıca ardından ilmiye mensuplarına “arpalık maaşı”, “tarik maaşı” ve “rütbe maaşı” adıyla maaş verilmeye başlanmıştır. İstanbul ruûs*u verilen ulemâ çocuklarına da “ruûs maaşı” adıyla belli bir para ayrılmıştır. Bir ilmiye tekaüt sandığı kurularak ilmiyeden emekli olanlara ve onların ölümlerinden sonra çocuklarına bir miktar maaş bağlanmıştır. Meşrutiyet döneminde ise tarik maaşı kaldırılarak ilmiye mensuplarına da diğer memurlar gibi maaş verilmiştir. Memuriyeti ve mâzuliyeti bulunmayan ulemâya ise “müstahikkīn-i ilmiyye maaşı” adıyla bir miktar maaş tahsis edilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA:

BA, MD, II, 42; BA, Ali Emîrî-Ahmed I, nr. 332, 856; Mecdî, Şakāik Tercümesi, s. 215, 323, 326; Âlî, Künhü’l-ahbâr, İÜ Ktp., TY, nr. 2290/32, vr. 91ª-b; Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, İstanbul 1280, II, 564; Selânikî, Târih, s. 77; Peçevî, Târih, I, 28, 43; Koçi Bey, Risâle (nşr. Ali Kemâlî Aksüt), İstanbul 1939, s. 47; d’Ohsson, Tableau général, IV, 491; Halim Giray, Gülbün-i Hânân, İstanbul 1287, s. 31; Cevdet, Târih, IV, 292; Mustafa Nûri Paşa, Netâyicü’l-vukūǾât (nşr. Neşet Çağatay), Ankara 1979, I, 279; III, 87; Ahmed Refik, Hicrî Onbirinci Asırda İstanbul Hayatı, İstanbul 1930, s. 13; Abdülhay el-Kettânî, et-Terâtîbü’l-idâriyye, I, 264; Uzunçarşılı, İlmiye Teşkilâtı, s. 118-120; M. Emîn Sâlih, en-Nüzumü’l-iktisâdiyye fî Mısr ve’ş-Şâm, Kahire 1971, s. 165; İbnülemin Mahmud Kemâl, “Arpalık”, TTEM, sy. 17 (94) (1926), s. 276-283; M. Tayyib Gökbilgin, “Arpalik”, İA, I, 592-595; R. Mantran, “Arpalik”, EI² (İng.), I, 658.”

Kaynak: Cahit Baltacı, TDV, İslam Ansiklopedisi, Cilt 3, s. 392, 393  http://www.islamansiklopedisi.info/ 

 

 

 

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s