Çevre Vergileri

ÇEVRE VERGİLERİ

Çevre vergileri, çevre ile ilişkili matrahlar üzerinden alınan zorunlu ve karşılıksız ödemeler ile az ya da çok sunulan hizmetin karşılığı olarak alınan resim ve harçları ifade etmektedir (Çelikkaya, 2011: 98).

“Kirletme vergileri” adıyla bilinmekte olan çevre vergileri, işletme faaliyetleri  sonucunda çevreyi kirleten kimselerden alınan telafi edici bir vergidir. Bu verginin uygulamasında, genellikle çevreye daha çok zarar verenden daha yüksek, daha az zarar verenden de daha düşük düzeyde vergi alınması sağlanmaktadır. Bunun yanında, sadece üretim faaliyetinde bulunan kişi ve kurumlardan değil, aynı zamanda çevre kirliliğine neden olan tüketicilerden de çevre vergilerinin alınması söz konusudur (Yalçın, 2016: 761).

Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında çevresel sürdürülebilirliğin devamı için genel olarak kirletme vergileri olarak bilinen eko vergi veya Karbon vergileri uygulamaya konulmuştur.

Karbon vergilerinin temel amacı sürdürülebilir bir kalkınma için çevreyi ve doğayı korumaktır. Bunun ötesinde karbon vergileri emek üzerinden alınan vergi yükünün düşürülmesi ve gelir sağlama politikası olarak da kullanılmaktadır.

Avrupa Birliği çevre vergi reformlarının temel prensibi çevre kirliliğine neden olan ya da doğal kaynak kullanımını artıracak faaliyetleri azaltmak diğer taraftan işgücü ve sermaye üzerinden alınan vergileri azaltmaktır.

Pigouvian vergi yaklaşımı altında sınıflandırılan karbondioksit emisyonlarının azaltılması amacıyla Karbon vergisinin uygulanması piyasa temelli bir araçtır. İngiliz ekonomist Arthur J. Pigou, Refah Ekonomisi adlı kitabında, “çoğu birey ve işletmenin diğerlerine maliyet yükleyen kararlar verdiklerini ve buna rağmen yükledikleri maliyetlere karşılık herhangi bir engelle karşılaşmadıklarını vurgulamış ve çözüm olarak da hükümetlerin maliyet yükleyenlerin verdikleri zararın tam maliyetini karşılamalarını sağlayacak vergiler getirmesini savunmuştur” (Kovancılar, 2001:13). Bu sayede işletmeler emisyon azaltım maliyetlerini arttırarak çıkan miktar başına emisyondan vergi ödemekle yükümlü olacaklardır. Bu yaklaşımdaki temel amaç, işletmelerin çevreye zarar veren üretim tekniklerinin maliyetlerini arttırarak çevrenin korunmasına yönelik tekniklerin kullanılmasını sağlamaktır.

Karbon vergisi ilk olarak Finlandiya’da uygulanmış onu daha sonra birçok Avrupa ülkesi takip etmiştir. Karbondioksit vergisi bu ülkelerde tüketilen enerji türüne bağlı olarak, kg, litre, metreküp gibi ünite başına alınmakta ve bu nedenle spesifik bir vergi niteliği taşımaktadır. Daha çok karbon içeren enerji türleri daha fazla vergilendirilmektedir. (Uğur, 2014: 348)

Yukarıdaki Paragraflar aşağıdaki çalışmadan alıntılanmıştır: : Seyfi YILDIZ, “SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA İÇİN KARBON VERGİSİ” Ankara SMMMO Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Dergisi 371, / 2017-3   http://dergipark.gov.tr/download/article-file/332535 

 

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s