VERGİ İHTİLAFLARI

Danıytay Kararı: Merkez Bankası Sektörel Karlılık Oranları Esas Alınarak Kurumlar Vergisi Tarhiyatı Yapılamaz.

Danışta Dördüncü Daire         2012/7650 E.  ,  2013/50 K.

Özeti : Gerçek gelirin vergilendirilmesi hususu dikkate alındığında matrahın tespitinde Merkez Bankasının yayınlandığı sektörel karlılık oranları esas alınamayacağı hakkında.

Temyiz Eden  : Tasfiye Halinde … Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi

Karşı Taraf      : Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü

İstemin Özeti : Davacının 2007 yılında sahte fatura düzenlediği ileri sürülen … İnşaat Ticaret Limired Şirketi ve … Metal İnşaat ve Otomotiv Ticaret Limited Şirketine ait faturaları kayıtlarına intikal ettirdiğinden bahisle adına salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 22/06/2012 günlü ve E:2012/2, K:2012/1451 sayılı kararıyla; inceleme elemanınca davacı adına düzenlenen faturalar içeriği malların gerçekte alınmadığı sonucuna varılmakla birlikte sahte faturaların maliyetten düşülmesi sonucunda davacının karlılığının gerçeğe aykırı yüksek bir orana ulaşması nedeniyle ihtilaflı döneme ilişkin gelir tablosu yeniden düzenlenmiş ve davacının faaliyet gösterdiği hurda metal alım satım sektöründeki diğer firmaların karlılık oranı ve Merkez Bankasınca yayınlanan sektörel verilerden ilgili sektörün %5-14 aralığındaki karlılık oranına göre davacı için  %5 karlılık oranı dikkate alınıp ayrıca ilgili döneme ilişkin net satışların %5’i satış maliyeti kabul edilerek, bu şekilde yeniden düzenlenen gelir tablosu üzerinden bulunan matrah farkına göre yapılan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürülerek bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Tetkik Hâkimi Şaban Emre Dülger’in Düşüncesi : Gerçek gelirin vergilendirilmesi hususu dikkate alındığında matrahın tespitinde Merkez Bankasının yayınladığı sektörel karlılık oranları esas alınamayacaktır. Bu nedenle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığından Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince, dava dosyası tekemmül ettiği için davacının yürütmenin durdurulması isteminin incelenmesine gerek görülmeyerek işin esası incelenip gereği görüşüldü:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu belirtilmiş, 30 uncu maddesinde, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmıştır. Aynı maddenin 4 üncü bendinde;  Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmazsa, 6 ncı bendinde; Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması, re’sen takdir sebebleri olarak belirtilmiştir. 134 üncü maddede ise, vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırarak, tespit etmek ve sağlamak olduğu, açıklanmıştır.

Yukarıda anılan Kanun maddelerinin değerlendirilmesinden, Türk Vergi Sisteminde genel kanaate ve varsayıma dayalı olarak vergilendirme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Gerçek gelirin vergilendirilmesi amaçlanarak bu amaca yönelik incelemeler yapılıp, Vergi Usul Kanununda usul ve esasları belirtilen tarh şekilleri uygulanarak gerçek veya gerçeğe en yakın biçimde vergiyi doğuran olayın ortaya çıkarılabilmesi için somut kanıtların ortaya konulması zorunludur.

Davacı şirketin defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporda; 2007 yılında gerçeğe aykırı olarak faturalar düzenlediği ileri sürülen … İnşaat Ticaret Limited Şirketi ve … Metal İnşaat ve Otomotiv Ticaret Limited Şirketine ait faturaları herhangi bir emtia alımı olmaksızın kayıtlarına intikal ettirdiği, söz konusu fatura bedellerinin ithilaflı dönem toplam maliyetinin %16’sını oluşturduğu, ancak faturaların maliyetten çıkarılması halinde davacının karlılığının %87 gibi yüksek bir orana ulaştığı, bu sektör için bu karlılık oranının mümkün olmadığı açıklaması ile, davacının bazı maliyetlerini kayıtlarına intikal ettirmediği sonucuna varılıp, davacının faaliyet gösterdiği hurda metal alım satım sektöründeki diğer firmaların karlılık oranı ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca yayınlanan ilgili sektörel verilerde ki karlılık oranının %5- %14 arasında olduğu ve davacı lehine hareket edildiği belirtilerek davacının karlılık oranının %5 olarak esas alındığı, ayrıca satışların %5’i satış maliyeti kabul edilerek ve buna göre düzenlenen gelir tablosu uyarınca cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacı şirket adına 2007 yılında … İnşaat Ticaret Limited Şirketi ve … Metal İnşaat ve Otomotiv Ticaret Limited Şirketi tarafından düzenlenen faturaların gerçeğe aykırı olduğu ve bu firmalardan emtia alımının olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, davacı şirketin satışları tenkit edilmediğine göre bu şirketin emtia alımında bulunduğu tartışmasızdır. Dolayısıyla davacı şirketin beyan ettiği karın incelemeye alınarak ve emtia envanteri yapılarak değerlemeye girilmesi ile sonucu ulaşılması gerekirdi. Kurumlar vergisi yönünden yapılan inceleme esnasında bu nitelikte bir incelemeye girilmemiştir. Ayrıca rapora ekli olan tutanakta, davacı şirket yetkilisince karlılık oranlarının %1 civarında olabileceği belirtilmiştir. İnceleme elamanınca bu rakamın dışındaki bir karlılık oranına ulaşılırken bu konuda herhangi bir incelemeye girişilmeden dayanaksız olarak ” diğer firmaların karlılık oranı” deyimine yer verilip %5 oranı esas alınmıştır. Bu konuda Ticaret Odaları veya diğer ilgili yerler nezdinde bir araştırma bulunmamaktadır. Bu konuda somut bilgileri bulunan ve asıl görevleri gereği bilgileri bulunması gereken Ticaret Odaları değerlendirmeye alınmadan, genel para politikasının tespiti amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından yayınlanan sektörel veriler esas alınamaz.

Diğer taraftan davacı şirket, ticari faaliyetini sonlandırmak üzere tasfiyeye girmiştir. Emsalleri oranında başarılı bir ticari faaliyetin olması halinde tafiyeye girilmesi düşünülemez. Dolayısıyla başarılı bir ticari faaliyetin kar oranlarının emsal alınması da hatalıdır. Bu bakımdan kurumlar vergisi bakımından yapılan incelemenin eksik olduğu sonucu ulaşıldığından davacı şirket adına yapılan cezalı kurumlar vergisi tarhiyatında hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne ve İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 22/06/2012 günlü ve E:2012/2, K:2012/1451 sayılı kararının bozulmasına, 23/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s