KİTAPLIĞIM

Kitap Özeti: Demokrasi Üzerine

Kitabın Adı     :  Demokrasi Üzerine  

Yazarı              :  Robert A. Dahl

Çeviren           : Betül Kadıoğlu

Yayın Yeri       :  Ankara

Yayın Tarihi    :  2001

Yayınevi         : Phonix

Hazırlayan      : Hasan AYKIN

DEĞERLENDİRME

Orijinal ismi “On Democracy” olan eser “Demokrasi Üzerine” ismi ile Türkçe’ye çevrilmiştir.

Kitap genel olarak demokrasinin ortaya çıkışı, demokrasinin ne olduğu, neden demokrasinin arzulandığı, günümüz dünyasında mevcut demokrasi ve bunun temel kurumları, çeşitleri, hangi koşulların demokrasiye elverişli olduğu konularını işlemekte, okuyucuya demokrasi ile ilgili kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.

Yazara göre, tartışıldığı, savunulduğu, saldırıldığı, görmezden gelindiği, uygulandığı, yok edilerek sonra yeniden kurulduğu yirmibeş yüzyıl boyunca demokrasinin temel sorunları üzerinde uzlaşma sağlanamamıştır. Eski Yunan’daki demokrasi ile bugünkü demokrasi farklı unsurlar içermektedir. Yazar kitabın başında üzerinde durulan demokrasinin yirmibirinci yüzyılın ürünü olan demokrasi olduğunu belirtmektedir. Kitap demokrasi ile ilgili çok temel soruların cevaplarını arayanlara kılavuz niteliğinde hazırlanmıştır.

İlk önce demokrasinin nerede ve nasıl ortaya çıktığı ile ilgili kısa bir tarihi çerçeve sunulmaktadır. Bu tarihsel çerçevede öne çıkan husus, demokrasi tarihinin dümdüz bir çizgide ilerlemediğidir. Yazarın benzetmesi ile demokrasi tarihi, üzerinde sadece birkaç tepe olan bir çölü geçen gezginin izlediği türden bir yol izlemiştir. Demokrasinin ortaya çıktığı belli bir bölgeden bahsetmek güçtür. Yazı yazmak, resim yapmak gibi, demokrasi de birden çok yerde icat edilmiş gibi gözükmektedir. Yazar, uygun koşullar bulunduğu takdirde demokrasinin her zaman bağımsız bir şekilde icat edilebileceğini düşünmektedir. Binlerce yıldır bir çeşit ilkel demokrasinin en “doğal” politik sistem  olarak var olmuş olabileceği belirtilmektedir. Ancak bu ilkel demokrasi gelişmiş bir şekilde, Akdeniz, Kuzey Avrupa’da ortaya çıkmıştır.

Yunanca demos, insanlar ve kratos yönetmek sözcüklerini birleştirerek demokrasi terimi ilk kez Yunanlılar kullanmıştır. Yazar daha sonra, Roma’daki ve Kuzey Avrupa’daki demokrasi yolundaki gelişmeler üzerinde durmaktadır. Bu tür çölde vaha gibi bazı demokrasiler söz konusu olsa dahi, günümüz demokrasisine gelinceye kadar alınması gereken çok yol bulunmaktadır. 18. Yüzyılın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan politik düşünceler günümüz demokrasisine giden yolda önemli köşe taşları oluşturdular. Ancak 18 ve 19. Yüzyıldaki demokrasiler bugünkü demokrasilerden çok farklı idiler. Toplumda özgürler ve köleler vardı. Parlamentolar bile en temel demokratik standartlardan yoksun idiler. Halkın bütünü temsil edilemiyordu. Eşitlik mantığı yerleşmemişti.

Yazar demokrasi kavramının kişilerde farklı çağrışımlar uyandırması konusuna küçük bir parantez açmakta, bu farklı çağrışımların nedenini demokrasi kavramının hem ideali hem de gerçeği anlatmasına bağlamaktadır. İdeal anlamda demokrasiyi kasteden birisi bu kavramı yüceltirken, günümüzde demokrasi olarak nitelenen uygulamalara bakanlar bu uygulamaların olumsuzlukları nedeniyle kavrama olumsuz yaklaşabilmektedirler. Yazar bu ikilem konusunda okuyucuya yardımcı olmak amacıyla önce ideal demokrasi penceresinden demokrasinin ne olduğunu dördüncü bölümde ve neden demokrasi? Sorusunu ise 5 ila 7 inci bölümlerde işlemektedir. Daha sonra ise günümüzde uygulanmakta olan demokrasiye geçmektedir. Bu noktada ise iki soru cevaplandırılmaya çalışılmaktadır:

(1) Demokrasi için hangi politik kurumlar gerekir? ve

(2) hangi koşullar demokrasiyi destekler?

Yazar demokrasiyi unsurları ile ortaya koymaya çalışıyor. Buna göre bir yönetimin demokrasi olarak isimlendirilebilmesi için beş standart vardır:

1- Etkin katılım,

2- Oy kullanma eşitliği,

3- Bilinçli anlayış,

4- Gündemin kontrolü,

5- Eşit haklara sahip olmak.

Yazar daha sonra demokrasi için neden bu kriterlerin gerekli olduğu konusunu tartışmaktadır.

Demokrasinin neden desteklenmesi gerektiği konusu üzerinde de durulmaktadır. Yazara göre, kusurlarına rağmen demokrasiyi uygulanabilir herhangi bir alternatifine göre daha çekici kılan unsurlar bulunmaktadır. Bunlar: zorbalığı önlemek, temel hakları garanti altına almak, genel özgürlüklere sahip olmak, kendi kaderini tayin edebilmek, ahlaki özerkliğe sahip olmak, insani gelişmeni sağlayabilmek, temel kişisel çıkarların koruyabilmek, barış ve refah olarak sıralanmaktadır. 

Yazar daha sonra politik eşitlik konusunu iki ayrı bölümde işlenmektedir. Altıncı bölümde, her insana hayat, özgürlük, mutluluk ve diğer temel fayda ve çıkarlar konusunda eşit talepte bulunuyormuşçasına davranmayı içeren “özsel eşitlik” konusu irdelenmektedir. Yedinci bölümde ise demokrasi üzerinde koruyucuların bulunması iddiasını reddeden bir yaklaşımla, hiçbir yetişkinin yönetim açısından, diğerlerine kıyasla bir devletin yönetimi üzerindeki tüm ve nihai yetkiyle donatılacak kadar daha ehil olmadığı vurgulanmakta ve bu durum sivil yeterlilik kapsamında incelenmektedir.

Yazar demokrasinin ideal kısmı ile ilgili bölümlerden sonra, mevcut demokrasiler üzerinde durmaktadır. Bu kapsamda ilk işlenen konu, geniş ölçekli bir demokrasinin ideal demokrasinin özelliklerinden çoğuna uyacak hangi politik kurumlara sahip olması gerektiğidir. Bu kurumlar şu şekilde sıralanmaktadır:

(1) Seçimle belirlenmiş memurlar,

(2) özgür, adil ve sık sık yapılan seçimler,

(3) ifade özgürlüğü,

(4) alternatif bilgilenme kaynakları,

(5) siyasi partiler  ya da çıkar gurupları gibi kurumlar için kurumsal özerklik, ve

(6) seçme ve seçilme hakkı açısından vatandaşların sisteme dahil edilmesidir.

Yazar daha sonra söz konusu kurumların demokrasi için neden gerekli olduğu konusunu işlemektedir. Bunlar, etkin katılım, gündemin kontrolü, oy kullanma eşitliği, bilgilenme, tam olarak dahil olma şeklinde sıralanmaktadır.

Mevcut demokrasiler kapsamında işlenen ikinci konu farklı ölçeklerde demokrasidir. Bu kapsamda, Yunan demokrasisi mi yoksa modern demokrasi mi?, doğrudan demokrasi mi yoksa temsili demokrasi mi? konuları üzerinde durulduktan sonra, ölçeğin demokrasi üzerinde etkisi ortaya konulmaktadır. Günümüz ölçeğinde temsili demokrasi söz konusu olmaktadır. Ancak temsili yönetimlerin de demokratik sınırları bulunmaktadır.

Yazar onuncu bölümde 1950’lerden bu yana kesintisiz demokrasiye sahip ülkelerin anayasal deneyimlerinden hareketle anayasa konusunu incelemektedir. Bu kapsamda, yazılı ve sözlü anayasa, üniter veya federal yapı öngören anayasa, haklar beyannamesi niteliğinde olan anayasa, tek veya iki meclis öngören anayasa gibi değişik anayasal sistemler bulunduğuna vurgu yapılmaktadır. Yazar aynı zamanda iyi bir anayasanın ülkede, istikrar, temel haklar, tarafsızlık, sorumluluk, adil temsil, bilgiye dayalı mutabakat, etkin hükümet, yetkili kararlar, şeffaflık ve anlaşılırlık, elastikiyet, meşruiyet gibi pek çok alanda fark yaratacağını belirtmektedir. Ancak, bu farkların sınırının ülkedeki uygun ortam olduğu hususu belirtilmeden de geçilmemektedir. Yazar sonraki bölümde demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan partiler ve seçim sistemleri üzerinde durmaktadır.

Kitaptaki en çarpıcı bölümlerden birisi hangi koşulların demokrasi için elverişli olduğu sorusuna cevap aranılan onikinci bölümdür. 20. Yüzyılda 70’ten fazla demokrasinin çökerek otoriter rejimlere yol açması her koşulun demokrasi için uygun ortam oluşturmadığını gösterdiği belirtilmektedir. Yazar, demokrasi için elverişli, dolayısıyla gerekli koşulları şu şekilde sıralamaktadır:

  • Askerin ve polisin seçimle işbaşına gelmiş kişiler tarafından denetimi,
  • Demokratik inançlar ve siyasi kültür,
  • Demokrasiye düşmanca yaklaşan dış kontrolün olmaması.

Yazar modern bir piyasa ekonomisi ve modern bir toplum bulunması ile altkültür çoğulculuğunun güçlü olmasını demokrasi için yararlı koşullar olarak görmektedir.

Yukarıdaki koşulları sunduktan sonra normal şartlarda ihtimal dahilinde olmayan bir demokrasi örneği olarak Hindistan üzerinde durmaktadır. 1947 yılında bağımsızlığını kazanan ve 1950 tarihinde demokratik bir anayasayı kabul eden Hindistan Anayasasında onbeş farklı resmi dil yer almaktadır. Dünyanın en fakir ülkelerinden birisidir. Ancak Hindistan, demokrasisindeki bir takım eksikliklerine rağmen, demokrasiyi kesintiye uğratmadan sürdürmektedir. Yazara göre bunda Hintlilerin çoğunun demokratik kurumları desteklemesi ve asker ile polisin sivil liderlere itaati önemli unsurlardır.

Yazar daha sonra, piyasa kapitalizminin demokrasinin neden yararına ve zararına olduğu hususları üzerinde durmaktadır.

Yazar son bölümde, demokrasinin tamamlanmamış bir yolculuk olduğunu belirtmektedir. 20. Yüzyıl demokrasinin büyük bir zafer çağı olmuştur. Ancak 21. Yüzyılın demokrasiye 20. Yüzyıl kadar nazik davranmayacağı, demokratik ülkelerin karşılarındaki mevcut sorunların ilerde daha da korkutucu hale geleceği ifade edilmektedir. Bu zorluklar arasında, ekonomik düzen, uluslararasılaşmak, kültürel çeşitlilik, vatandaşlık bilinci gibi hususlar sıralanmaktadır.

 

 

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s