KATMA DEĞER VERGİSİ

KATMA DEĞER VERGİSİNİN TARİHÇESİ

KATMA DEĞER VERGİSİNİN TARİHÇESİ

KDV, bir harcama vergisi olarak ilk kez Alman sanayici Von Siemens tarafından önerilmiştir. Von Siemens, Almanya’da uygulanmakta olan muamele vergisinin yerine KDV’yi önermiştir. 

Ancak KDV ilk defa Fransa’da 1948 yılında uygulanmaya başlanmıştır. KDV, önceleri sadece imalat aşamasında uygulansa da 1954 yılından başlayarak tüketim tipi vergiye dönüştürülmüştür.

Fransa, Federal Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya ve Lüksemburg arasında imzalanan ve 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe giren Roma anlaşması ile Avrupa ekonomik Topluluğu (AET-AB) kurulmuştur. Topluluğunun görevi, bir Ortak Pazarın kurulması ve üye ülkelerin ekonomik politikalarının birbirlerine yakınlaştırılması yoluyla istikrar içinde dengeli ve sürdürülebilir bir kalkınmayı sağlamaktır. Bu amaçlara ulaşmak için, üye devletlerarasında gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarını ve eş etkili diğer bütün tedbirlerin kaldırılması ve kişiler (sosyal alanda), mallar (ekonomik alanda) ve sermayelerin (mali alanda) serbest dolaşımı öngörülmektedir.

Anılan Anlaşmanın 95-100. Maddelerinde vergi sistemlerinin uyumlaştırılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır. 99 ve 100. Maddelerinde ise, dolaylı vergilerin uyumlaştırılması konuları hükme bağlanmıştır.

Dolaylı vergilerin uyumlaştırılmasının temel amacı, Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun kuruluş amacına uygun olarak rekabette de tarafsızlığı sağlamaktır. Başka bir deyimle manada serbest rekabet ortamını oluşturmaktır. Bunun için üye ülkelerin dolaylı vergilerinin berrak ve nötr olması gerekmektedir.

Avrupa Topluluğu Komisyonu yukarıda belirtilen amaçları gerçekleştirmek amacıyla üye Devletlerin dolaylı vergilerini ahenkleştirmek için 1959 yılında çalışmalarına başlamıştır. Komisyon 1960 yılında Neumark başkanlığında Maliye ve Vergi Komitesini kurarak bu konuda öneri getirmekle görevlendirilmiştir. Maliye ve Vergi Komitesi muamele vergileri konusunda Fransa’da yürürlükte bulunan genel bir satış vergisi olan katma değer vergisini 1963 yılında önermiş ve bu öneri Avrupa Toplulukları Konseyince benimsenmiştir.

Roma Antlaşması, AB Pazarı’nda mal, sermaye ve hizmetlerin serbestçe dolaşımını öngörür. Fakat üye ülkelerin muamele vergileri yapı ve oranları itibarıyla önemli farklılıklar gösterdiğinden, bu amacın gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir. Üye ülkelerden sadece Fransa’da KDV kullanılmakta, diğer devletler yayılı muamele vergisini uygulamaktadırlar. Yayılı muamele vergileri, dikey bütünleşmeyi özendirmekte, vergi piramidine neden olmakta, malların geçtikleri üretim aşamasının farklılığına göre farklı miktar ve oranlarda vergi yükü oluşturabilmektedir.

Söz konusu mali farklılıklar mal ve hizmetlerin serbestçe ve eşit şartlarda dolaşımı önünde önemli bir engel oluşturmaktadır. Dolayısıyla, üye ülkelerin vergi yapılarının da uyumlaştırılması zorunluluğu ortaya çıkar. AB üyesi ülkeler 1967 yılında, üye ülkelerin muamele vergilerinin uyumlaştırılması çerçevesinde ortak KDV

sistemine geçilmesini öngörmüşlerdir. Bu kapsamda en önemli ve kapsamlı düzenlemeler 17 Mayıs 1977 tarih ve 77/338/EEC sayılı Konsey Direktifi olan 6. direktifte yer almaktadır. 6. Direktifte; ortak KDV sistemi tek tip matrah uygulaması ve ortak istisnalar yer almaktadır.

1987 Yılında yürürlüğe giren Tek Avrupa Senedi ile Roma Anlaşmasına Ortak Pazar Hedefi eklenmiştir. Emeğin, malların ve sermayenin serbestçe dolaştığı Avrupa Birliği’nde üye Devletler haksız rekabete meydan vermemek için kendiliğinden hiçbir zorlama olmadan KDV oranlarını birbirlerine yakınlaştırmışlardır.

Avrupa Birliğine üye Devletlerde KDV uygulanması zorunludur. Ama bütün üye ülkelerin katma değer vergisi kanunlarının Gümrük Kanunu gibi ayni ve tek düze olduğunu söylemek mümkün değildir. Esasen buna gerek de yoktur. Çünkü direktifler belirli konularda üye Devletlere bir marj tanımakta veya serbest bırakmaktadır.

KDV uygulamaya başlanıldıktan sonra Komisyon tarafından çok sayıda direktif yayınlamaya devam edilmiştir.

Yine Avrupa Birliğinde, indirimli oran uygulamasının H listesindeki mal ve hizmetlerde olduğu göz önüne alınırsa, indirimli oran uyguladığımız mal ve hizmetlerin kapsamında da uyum sorunumuzun olduğu görülmektedir.

Bu kapsamda Avrupa Birliği müktesebatına uyum kapsamında indirimli oran uygulaması ve muafiyetler ve istisnalar konusunda düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

KDV konusunda AB müktesebatına olan uyumun tam olması ve bu amaçla, mevzuatımızda var olan uyumsuz vergi hükümlerinin bir an önce değiştirilmesi Türkiye’nin tam üyelik hedefi için kaçınılmaz olarak görünmektedir.

 

 

Not: Bu yazı, Vergi Konseyi KDV Çalışma Grubu Raporundan alınmıştır. 

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s