vergi kaçakçılığı

İHBAR İKRAMİYESİ YENİ BİR GELİR KAPISI MI OLUYOR?

ihbar ikramiyesi şartlarıMaliye’ye vergi kaçırıldığı yönünde çok sayıda ihbar yapılmaktadır. Örneğin 2017 yılındaki ihbar sayısı 36.166’dır.

İhbar ikramiyesi talepli olarak yapılan ihbarlar için 2017 yılında 454 muhbire ödenmek üzere vergi dairelerine gönderilen ihbar ikramiyesi ödeneği tutarı 12 milyon 870 bin TL’dir[1]. Oysa bu ihbar ikramiyesi ödeneği 2016 yılında 240 muhbire ödenmek üzere 3 milyon 142 bin TL idi. Artış dört katın üzerinde[2].

Yukarıdaki rakamlar ihbar ikramiyesinin bazı kişiler için önemli bir gelir kapısı olmaya başladığını gösteriyor. Tabii nispeten riskli bir gelir kapısı.

Peki, nedir ihbar ikramiyesi, hangi şartlarda verilir? Kimlere verilmez? Nasıl hesaplanır? İhbar ikramiyesi üzerinden vergi alınır mı?

İhbar İkramiyesi Nedir?

İhbar ikramiyesi, adından da anlaşılacağı üzerine ihbara dayalı olarak verilen bir ikramiyedir. Konuya düzenleyen mevzuat 1930’lu yılların başına kadar uzanıyor.

İhbar ikramiyesi 26/12/1931 tarih ve 1905 Sayılı “Menkul Ve Gayrimenkul Emval İle Bunların İntifa Hakları Ve Daimi Vergilerin Mektumatı Muhbirlerine Verilecek İkramiye Hakkında Kanun”a göre uygulanmaktadır. 1905 sayılı Kanun 31/12/1931 tarih ve 1993 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. 87 yıllık bir Kanun.

İhbar İkramiyesi Hangi Şartlarda Verilir?

Kanuna göre ihbar ikramiyesi alabilmek için bazı şartların varlığı gerekir. Bunları başlıklar halinde aşağıda sunacağız;

1- İhbar Nitelikli Olmalı, Somut Delil ve Bilgilere Dayanmalıdır.

İhbarın nitelikli olması, vergi kayıp ve kaçağının tespitine hizmet etmesi gerekir. Bu açıdan, ihbarın somut olaylara ve delillere dayanması, başka bir deyişle ihbar dilekçesinde sunulan somut bilgi ve/veya belgelerden hareketle vergi veya matrah farkı bulunmasının mümkün olması gerekir. İhbar dilekçesinde hangi tür verginin, hangi yöntemler kullanılarak, nasıl kaçırıldığına ilişkin idareye vergi kayıp ve kaçağını bulmaya yardımcı olacak mahiyette bilgi sunulmalı, mümkünse bu bilgiler belgelerle desteklenmelidir. Genel ifadelere dayalı bir şekilde bir mükellefin belge düzenlemeden satış yaptığı, vergi kaçırdığı ve benzeri ifadeler nedeniyle ihbar ikramiyesinden yararlanılamaz.

Örneğin, “Ankara Siteler esnafı sattığı malın yarısına fatura düzenlemiyor.” Türünden bir ihbar genel nitelikli bir ihbar olup kişiye ikramiye verilmesini gerektirmez.

İhbar edilen konu ile yapılan vergi incelemesi neticesinde tespit edilen matrah farkları arasında belli bir illiyet bağı bulunmalıdır. İnceleme sonucunda ödenecek ikramiye tutarının hesabında bu illiyet bağının güçlü olup olmadığı hususu önem taşıyacaktır. İhbarcının verdiği bilgi çok az bilgi içermekle birlikte, inceleme elemanının yoğun gayret ve analiz gücü ile ortaya çıkarılan matrah farklarında ihbar ile tarhı önerilen vergi arasında illiyet bağı zayıfladığı için ödenmesi önerilecek ihbar ikramiyesi de düşük olacaktır.

2- İhbarcı Kimliğini Gizlememelidir.

İhbar ikramiyesinden yararlanmanın önemli şartı ihbarcının daha en baştan ihbar dilekçesinde açık kimlik ve adresini bildirmesi gerekir. Bu çerçevede ihbar dilekçesinde muhbirin ıslak imzasının da bulunması gerekir.

Bazı mükellefler ihbar dilekçelerine rumuz koyabilmekte, inceleme sonuçlandıktan sonra ihbar ikramiyesi talebini dile getirebilmektedir. Bu kişi, rumuzlu ihbarın sahibi olduğunu ispat etse dahi baştan ismini gizlediği için ihbar ikramiyesinden yararlanamaz.

Daha önce isimsiz ihbarda bulunan kişinin, inceleme devam ederken ismini belirtip, ihbar ikramiyesi talebini belirmesi durumunda ihbar ikramiyesinden yararlanması mümkündür. İnceleme elemanı inceleme sürecinde ihbarcı ile iletişime geçerek varsa ilave bilgi ve belgelere de erişebilir.

3- İhbarcı İhbarından Vazgeçmemelidir.

İhbarda bulunan kişi inceleme bitmeden ihbarından vazgeçmemesi gerekir. İhbarından vazgeçen muhbir, ihbar ikramiyesinden yararlanma hakkını kaybeder.

4- Daha Önce Aynı Konuda İhbar Yapılmamış Olmalıdır.

İhbar ikramiyesi ödenmesindeki temel amaç, kişilerin ihbarları üzerine vergi kayıp ve kaçağının önlenmesidir. Eğer, daha önce aynı konuda ve benzer bilgi ve belgelere dayanılarak ihbar yapılmış ise sonradan yapılan ihbarın vergi kayıp ve kaçağının önlenmesinde pek bir etkisi olmayacaktır. Bu nedenle de ihbar ikramiyesi ödenmez. Ancak, önceki ihbardan daha fazla bilgi ve belgelere dayanılarak yapılan ihbarların incelemeye sağladığı katkı çerçevesinde ödüllendirilmesi gerekir.

5- Aynı Konuda Birden Fazla Kişi Tarafından Yapılan İhbarda İkramiyeyi Kim Alır?

İhbarcı birden fazla olursa, ihbar konuları ile matrah farkları arasında bağlantı olup olmadığının araştırılması gerekir. Farklılık söz konusu ise iki ihbarcı da ihbar ikramiyesi alabilir.

Aynı konuda birden fazla ihbar yapılmışsa, ilk bakılacak husus ihbar tarihidir. Buna göre, ihbar ikramiyesi ihbarı daha önce yapana verilir. Kimin ihbarının önce yapıldığı konusunun tespitinde varsa dilekçelerin veya sözlü yapılarak tutanağa bağlanan ihbarların resmi kayıtlara geçiş tarihi dikkate alınır. .

6- İhbar Konusunda, İhbar Yapılmadan Önce Bir Vergi İncelemesi Başlatılmamış Olmalıdır.

Burada önemli husus, ihbar konusu ile ilgili bir incelemenin başlatılmamış olmasıdır. İhbar konularını içerecek şekilde bir inceleme başlatılmış olması durumunda, idarenin vergi kayıp ve kaçağına yol açan fiillerden haberdar olduğu varsayılacaktır. Bu durumda muhbire ihbar ikramiyesi ödenmeyecektir.

7- Tarh Zamanaşımı Süresi Geçmemiş Olmalıdır?

İhbar ikramiyesi müessesi ile vergi kayıp ve kaçağının önüne geçilmesi, bu yolla kaçırılan vergilerin Hazineye intikalinin sağlanması amaçlanmaktadır. İhbarın Vergi Usul Kanununda öngörülen tarh zamanaşımı süresinden sonra yapılması durumunda, ihbar sonuç olarak etkisiz ve amaca hizmet etmeyen bir ihbar olacaktır. Tarh edilecek bir vergi olmayacağı için, ihbar ikramiyesi de ödenemeyecektir.

İhbarcının, İhbar Ettiği Mükellefin Akrabası Olması veya İş İlişkisi İçinde Olması İhbar İkramiyesi Almasına Engel Olur mu?

İhbarcının ilgilinin yakın akrabası olması ihbar ikramiyesine engel değildir. İhbarcı profillerine bakıldığında, mükellefin eşinden tutun da çok yakın diğer akrabalarına kadar uzun bir liste karşımıza çıkmaktadır. İhbar ikramiyesi almaya ilişkin diğer şartların varlığı halinde ihbarda bulunanla ihbarcı arasındaki akrabalık ilişkisi ihbar ikramiyesi almaya engel teşkil etmez.

Aynı şekilde, mükellefle iş ilişkisi içinde bulunanlar da ihbar ikramiyesi alabilir. İş ilişkisi mal veya hizmet tedarikçisi diğer mükelleflerle olan ilişkilerden kaynaklanabileceği gibi, doğrudan ortaklık ilişkisinden de kaynaklanabilir. Maliyeye yapılan ihbarlarda birbirleriyle anlaşmazlığa düşen ortakların yaptığı ihbarlar önemli bir yer tutar.

Kamu Görevlileri ile Muhasebe Meslek Mensupları İhbar İkramiyesi Alabilir mi?

Görevi ile ilgili olarak vergi kayıp ve kaçağına muttali olan bir memurun bu hususu bildirmesi görevinin bir gereğidir. Bu konuda idarenin ve yargının da yaklaşımı görevi nedeniyle vergi kayıp ve kaçağına ilişkin bilgilere ulaşan görevlilere yaptıkları ihbarlar nedeniyle ihbar ikramiyesi verilmeyeceği yönündedir.

Bir kurumda müfettiş olarak çalışan şahıs, yaptığı teftiş ve denetimler esnasında tespit ettiği vergi ziyaına ilişkin hususları Maliye Bakanlığına bildirmiş ve 1905 sayılı Kanun uyarınca ihbar ikramiyesi talebinde bulunmuştur. Talebinin olumsuz karşılanması üzerine konu yargıya taşınmıştır.

İlgili vergi mahkemesi, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü’nde Başmüfettiş olarak görev yapan davacının, hakkında inceleme yaptığı kurumla ilgili olarak tespit ettiği usulsüzlükleri ilgili makamlara bildirmesinin görevinin gereği olduğundan ve bu inceleme sırasında tespit ettiği vergi ziyaını Maliye Bakanlığına bildirmesi ihbar niteliğinde sayılamayacağından, davacının, 1905 sayılı Kanun uyarınca ihbar ikramiyesi ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine karar vermiştir. Temyiz için başvurulan Danıştay 3. Dairesi de Vergi Mahkemesinin kararını hukuka uygun bularak onamıştır.[3]

Karar, kamu görevlisinin veya memurun görevi gereği öğrendiği ve bildirmek zorundu olduğu hususlarda ihbar ikramiyesi alamayacağına ilişkin de emsal niteliktedir.

Muhasebe meslek mensuplarına ihbar ikramiyesi ödenmemesinin dayanağını 3568 sayılı Kanun oluşturmaktadır. 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunun “Meslek Sırları” başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrası mucibince; Meslek mensupları ve bunların yanlarında çalışanlar, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları ifşa edemezler, çeşitli kanunlarla muhbirlere tanınan hak ve menfaatlerden faydalanamazlar.

Yukarıdaki düzenlemeye göre YMM, SMMM ve bunların yanında çalışanlar ihbar ikramiyesi alamıyor. Ancak, meslek mensupları ve yanlarında çalışanlar için ihbar ikramiyesi alamamanın sınırının “işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırlarla” ilgili olduğunu belirtmek gerekir.

İhbar İkramiye Miktarı Nasıl Hesaplanır ve Ödenir?

İdari ulaşan ihbarlardan gerekli şartları taşıyan ve somut bilgi ve belgelerle desteklenen ihbar dilekçeleri incelemeye sevk edilmektedir. İnceleme sonucunda vergi inceleme raporlarına ilaveten inceleme elemanı tarafından İhbar İkramiyesine İlişkin bir Görüş Raporu hazırlanmaktadır. Bu Raporda inceleme elemanı ihbarcının yaptığı ihbarın ziyaa uğratılan verginin tespitindeki illiyet bağı ortaya konmakta ve ödenecek ihbar ikramiyesi konusuna yer verilmektedir. Kanuna göre, ihbarcıya tespitinde katkısı bulunulan vergi ve vergi ziyaı cezası tutarı üzerinden %10 oranında ihbar ikramiyesi ödenmesi gerekir. Aslında Kanuna göre oranlar yüzde 30’dan başlıyor ve miktar arttıkça oran azalıyor. Ancak kanunda yer alan parasal değerler son derece düşük olması nedeniyle ihbar ikramiyesi oranı esas itibariyle yüzde 10 olarak uygulanıyor. Bu ikramiyenin 1/3’ü verginin kesin tahakkukunda, kalan 2/3’ü ise tahsilat sonrasında muhbire ödenmektedir. Vergi ziyaı cezasına isabet eden ikramiye tutarının tamamı ise tahsilat sonrasında ödenmektedir.

Uzlaşmadan İhbar İkramiyesi Talep Eden İhbarcı Nasıl Etkilenir? 

Uzlaşma ile mükellef ile idare vergi ve ceza konusunda bir tür pazarlık yapmaktadır. Uzlaşma süreci sonunda vergi ve cezalarda indirme, hatta sıfırlama söz konusu olabilmektedir. Uzlaşma sonucunda tarh ve tahakkuk edilecek vergi ve cezalar azalmaktadır. Bu durumdan ihbar ikramiyesi talep eden muhbir nasıl etkilenir?

İhbar ikramiyesi esas olarak tahakkukun kesinleşmesine bağlanmıştır. Uzlaşma öncesi süreçte henüz kesinleşmiş bir tarhiyat söz konusu değildir. Vergi Usul Kanununa göre; uzlaşma komisyonlarının tutacakları uzlaşma tutanakları kesindir. Mükellefler, üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir merciye şikayette bulunamaz. (Ek Madde 6). Buna göre uzlaşma üzerine yapılan tarhiyat kesinleşmiş olduğundan, muhbire ödenecek tutarlar uzlaşılan tutarlara göre hesaplanacaktır. Dolayısıyla, uzlaşma esnasında uzlaşma komisyonu sadece Hazine’nin payı değil, ihbarının payı üzerinden de uzlaşmış olmaktadır. İşin ilginç yanı uzlaşmanın sonucundan etkilenen muhbirin bu sürece hiçbir müdahalesi veya itirazı söz konusu olamamaktadır.

 

Muhbirin Kimliği Gizli Tutuluyor mu?

Muhbirin kimliğinin gizli tutulması konusunda idare her aşamada azami hassasiyet göstermektedir. Ancak ihbarlı incelemeler sırasında, mükelleflerin ihbarın konusu ve şeklinde kimin ihbarda bulunmuş olabileceği konusunda isabet yüzdesi oldukça yüksek tahminlerde bulundukları gözlemlenmiştir.

İhbar üzerine aramalı inceleme başlatılmış ve ihbar asılsız çıkmış ise nezdinde arama yapılan kimse muhbirin adının bildirilmesini isteyebilir, bu takdirde, vergi dairesi muhbirin ismini bildirmeye mecburdur. (VUK, md. 142)

İhbar İkramiyesi Üzerinden Vergi Alınır mı?

Muhbire ödenecek ikramiyenin vergilendirilmesi konusunda 105 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde açıklamalar yer almaktadır. Tebliğde; “Öte yandan, vazifesinin mahiyeti icabı olmaksızın sair bir şekilde bilgisi dahiline giren bir vergi kaçakçılığı olayını ihbar eden bir devlet memuruna veya memur olmayan herhangi bir şahsa ihbarlarının tahakkuk etmesi sebebiyle, 1905 sayılı Kanun’a istinaden ödenen ikramiyelerin, bu ikramiyelerin Gelir Vergisi Kanununun 2’nci maddesinde sayılan gelir unsurlarından hiçbirine girmemesi sebebiyle, Gelir Vergisi konusuna ithaline mahal ve imkân bulunmamaktadır. Söz konusu ikramiyelerin, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu hükümleri dairesinde Veraset ve İntikal Vergisine tabi tutulması gerekir.” açıklamalarına yer verilmiştir. Bu açıklamalara göre; ihbar ikramiyesinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu anlaşılmaktadır.

 

10.03.2018

Dr. Hasan AYKIN

vergidosyasi.com

NOT: Tüm hakları yazarına aittir. Yazar adı ve vergidosyasi.com adresindeki aktif linkine yer verilerek alıntı yapılabilir. AYNEN YAYIMLANAMAZ. 

DİPNOTLAR:

[1] Gelir İdaresi Başkanlığı 2017 Yılı Faaliyet Raporu.

[2] Gelir İdaresi Başkanlığı 2017 Yılı Faaliyet Raporu.

[3] Danışta 3. Daire’nin 12.04.2007 gün ve  Esas No : 2006/2241 Karar No : 2007/1160 sayılı kararı. https://vergidosyasi.com/2017/07/14/danistay-karari-teftis-ve-denetimler-sirasinda-tespit-ettigi-vergi-ziyaini-bildirenlere-ihbar-ikramiyesi-verilir-mi/

 

2 replies »

  1. Mali müşavirler ve yanında çalışanlar yararlanamıyor. Ancak eşi yararlanmak isterse, bu bilgileri eşinden aldığı iddiası ile eşi olan mali müşavirin sır hükümlerine aykırı davranıştan sıkıntı yaşayabilir. Ancak müşavirin iş ilişkisi olmadığı bir mükellefle ilgili olarak eşi de müşavirin kendisi de ihbar ikramiyesinin diğer şartlarını karşılıyorsa elbette yararlanır. Selam ve saygılar.

    Beğen

Yorumunuz için teşekkürler. Vergi Dosyası

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s